Maldivler 2

Adada belli başlı birkaç aktivite var, 1 tanesine bedava katılabiliyorsunuz. Biz şnorkel safariyi tercih ettik. Tavsiyem safari gününüzü hemen ayarlayın yoksa sıkıntı olabiliyor. Biz bir gün önceden safari için gittik ve yer olmadığını söylediler, sondan bir önceki günümüzdü çok moralimiz bozuldu. Sonra akşam yemek öncesi bir yağmur patladı havuzun oradan villamıza zor döndük. 🙂 Döndükten sonra telefonumuz çaldı, sanırım yağmurdan tırsan birileri safarilerini iptal etmiş bize de yer açılmış oldu. Diğer aktiviteler de yunus turu, gece balıkçılığı vb gibi şeyler ancak tek seferlik hakkınızı her şeyde kullanamıyorsunuz mesela yunus turu için ille para ver diyorlar.
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
Şnorkel için sabah dalış okulundan palet ödünç aldık sonra da teknemizi beklemeye başladık. Yarım saatlik bir tekne yolculuğundan sonra rehber eşliğinde suya girdik. Size burada köpekbalığı görmedim diyorum ama sudayken de ödüm kopuyordu başımıza bir şey gelecek diye. En arkada kalmamaya çalışıyorum hep, sanki arkada kalanı balık kapıp götürecekmiş gibi. Yüzerken altımız ve sol tarafımız mercan ve balıklarla dolu sağ tarafımız ise birden derinleşip koyulaşan masmavi bir su kütlesi, sanki denizin içinde bir uçurumun üzerinde yüzüyorum. Sağ tarafa bakmamaya çalışıyorum çünkü ürküyorum. Sanırım toplamda 2 saat kadar suda kalıp balıkları seyrettik, gördüğümüz en ilginç canlı ise manta oldu, her ne kadar çok uzaktan görmüş olsak da…
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
Bunun dışında ücretsiz kano kiralayabiliyorsunuz. Biz 45 dakikalığına kiraladık yanılmıyorsam, adanın etrafını kanoyla dolanmak yarım saat falan sürdü.
Adada masaj da yaptırabiliyorsunuz ne de olsa adı Resort&Spa. Bizim kişi başı 75$lık indirim kuponumuz vardı, masajlar 100 dolar gibi bir şeydi. İkimizi bir odaya aldılar, yağlar eşliğinde ovaştırdılar, masajın sonuna doğru eşimin yattığı yerden horultular geliyordu. 🙂
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
Biz kahvaltı+ akşam yemeği şeklinde paket almıştık, kahvaltıyı iyi yeriz diye düşünerek. Ama sonra tatil sırasında bu kararımıza pişman olduk. Neden derseniz, yüksek sezon olmadığı için ana restoran açık değilmiş ve öğlen yemeği uzakdoğu restoranında ala carte olarak veriliyormuş, restoranın etrafında gezerken bir de ne görelim, bahçede bir  havuzun içinde ıstakozlar cirit atıyor.
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
Gidip menüye baktık hakikaten ıstakoz yiyebiliyormuşuz. 🙁 O zaman pişman olduk ama 2 yıl sonra ıstakozun tadına başka tatillerimizde baktık. Kahvaltı ve akşam yemeği uluslararası mutfak ve açık büfe şeklinde, kesinlikle aç kalmak yok! Muhakkak damak tadınıza uygun bir şeyler buluyorsunuz. Buradaki ananasların tadını hiçbir yerde bulamadım. Her sabah pancake+ ananas+bal üçlüsü ile keyif yaptım. Ayrıca akşam yemeğinde salata barın önünde bir adam var ona söylüyorsun sana istediklerinden salata hazırlıyor, orada her gece yediğimiz avokadolu salataları unutamıyorum.
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
Haaa bir de hindistancevizi sütü meselesi var. Tutturdum Emre’ye süt de süt, içeceğim, ben bul bana diye. O akşam bir baktık yemekte 3 dolara h.cevizi sütü içebiliyorsun nasıl sevindim anlatamam. Tadına gelince, öyle çok beklediğimi bulamadım ama kötüydü de diyemem. Bir akşam yemeğinde de şarap açtırdık, tabii o zamanlar anlamıyoruz hiç rastgele seçtim bir tane. O gece bitiremedik, bizim için sakladılar ertesi akşam da içtik, böyle bir imkan çok hoşuma gitti doğrusu. Geçenlerde içtiğimiz neydi diye bakınca bir Chianti Classico olduğunu görüp oh be 100 doları hiç değilse bir chianti’ye vermişiz dedim 🙂
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
Akşam 17.30-19.00 arası havuz başında happy hour oluyordu, bir içki alana aynısından bir tane bedava. Barmen hiçbir şeyden kısmıyor, öyle Türkiye’deki gibi dandik alkol falan kullanılmıyor, votkaysa smirnoff, tekilaysa olmeca… Biz tabii akşamları havuz başından ayrılmadık. Kokteyller 10-12 $ bira ise 8$’dı.
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
Havuz sonsuzluk havuzu şeklinde yapıldığından ben bayıldım, içinin taşları da siyahtı ayrı bir havası vardı. Merak etmeyin denize doyduk havuza da merakımızdan girdik. Havuzda takıldığımız 3 akşamda da yağmur yağdı, birinde yağmur yeni başlarken havuzda yüzdük çok keyifliydi. En enteresan olanı yağmur yağarken tam suyun hizasından damlaların suya çarptığında yarattığı şekli izlemekti.
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
Gitmeden önce en çok yağmur için endişelendim. Sürekli hava durumuna bakıyorum ve her günü yağmurlu gösteriyor her gün moralim daha da bozuluyordu. Ancak şansımıza asıl yüzdüğümüz saatlerde hiç yağmur yağmadı akşam üzeri ve gece yağdı. Hatta gökkuşağı bile gördük. 🙂 Hava hiç soğuk olmuyor, gece üşümezsiniz kalın şeyler almayın.
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
Eğer bir kez daha gidebilsem plajda başbaşa yemek yemeği isterdim, bir tek onu yapmadığım için pişmanım.
Belki 10. yılımızda tekrar gideriz diye düşünüyorum.
Biz 5 gün 4 gece kaldık ve tur şirketine 5000 euro gibi bir ödeme yaptık. Tatil boyunca içtiğimiz ekstralar ve masajlarla birlikte ekstra bir 500 dolar daha harcadık.
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
Yazıyı yazarken seneler önce bir belgeselde Maldivler’i izlediğimi ve ben balayında buraya gideceğim dediğimi hatırladım.
Birkaç not daha:
  • Bizden vize istemiyorlar.
  • Müslüman bir ülke ve vatandaşlarının içki içmesi yasak. Sadece otellerde kalanlara içki servisi var.
  • Kesinlikle içki sokamıyorsunuz. Ülkeye girişte valizler tarayıcıdan geçiyor. Yanılıp da duty free’den alkol alıp gitmeyin.
  • Tatiliniz boyunca sizinle ilgilenecek birisi olacak demişlerdi bize, ona iyi bahşiş verin dibinizden ayrılmaz dendi. Çocuğa 50 dolar bayıldık sonra bir daha tatil boyunca çocuğu görmedik. 🙂
Bir de size bir belgesel tavsiye etmek istiyorum. Biz bunu birkaç ay önce Discovery Channel’da izlemiştik yanılmıyorsam. Maldivler’deki çöplerin nereye döküldüğünü hiç düşündünüz mü? Aşağıdaki linkten bakabilirsiniz: TV’de izledikten sonra  içimiz cız etti açıkçası.

Maldivler 1

Sitedeki yazıların neredeyse tamamı eşimle birlikte geçirdiğimiz tatilleri içereceğinden, tarih sırasına göre gitmenin iyi olacağını düşündüm. Bu nedenle ilk yazımızın konusunu balayı seyahatimiz olarak seçtim. Düğün öncesi hazırlık sürecinde çok yoğun çalıştığımızdan birçok şeyimizi erkenden hazırlayamadık. Oturacağımız evi bile düğüne 1 ay kala bulduğumuzu söylesem yoğunluğumuzu tahmin edersiniz belki. Bu sürede balayı birkaç kez gündeme gelse de üzerinde çok düşünemeyip erteledik sürekli.

Sonunda ben Maldivler’e gitmek için araştırma yaptım ve her yerin dolu olduğunu görünce daha önceden balayını orada geçirmiş bir arkadaşımızla görüşüp yardım istedik. Bize kendi tur acentelerine yönlendirdiler; Sinemis Tur. Turun avantajı her zaman onlara ayrılmış yer olması ve sıkışık zamanda sizin yerinize her şeyi hallediyor olmaları. Ofislerine gittiğinizde önce size bilgisayardan otellerin fotoğraflarını gösteriyorlar, siz tabii aşık oluyorsunuz ve gitmek için ölüyorsunuz. Onun üzerine fiyat konuşmaya başlayınca fiyatların yüksekliği karşısında şaşırıp biraz moraliniz bozulabiliyor.

Emreyle fiyatları öğrendikten sonra biz bir düşünelim deyip ofisten ayrılmıştık. Bir hafta boyunca gitsek mi gitmesek mi diye bayağı konuştuk. Sonunda bir akşam Emre “Ben aslında gitmeyi çok istiyorum ama bu kadar maliyetli balayının altına imza atan bir tek ben olmak istemiyorum. Sen ne diyorsun?” dedi. Ben de ona çok istediğimi söyleyince gözümüzü karartıp gitmeye karar verdik. Bu arada diğer balayı alternatiflerimiz de Capri adası ve Koh Samui idi ama fiyatlar aşağı yukarı aynı yere geliyordu.
Aslında Dubai’de kalmak planımızda yoktu, ancak eşimin bir arkadaşı düğünümüze işi sebebiyle gelemedi ve bize düğün hediyesi olarak 2 gecelik Dubai tatili hediye etti. Uçağa bineceğimiz gün Sinemis’e uğrayıp durumu anlattık, bize hemen vize konusunda yardımcı olacaklarını söylediler. Pasaport fotokopilerimizi bırakıp Atatürk Havalimanı’na geçtik  Ekim ayının 18’inde akşam 7 civarı Emirates ile önce Dubai’ye oradan da Maldivler’in başkenti olan Male‘ye uçtuk. Eşimin ilk yurt dışına çıkışıydı, benimse ikinci. Dubai’ye uçuş 4 saat civarı, Male’ye de yine o civarda sürüyor.
Havayolu konusunda 3 sene önce sadece Emirates ve Qatar vardı ve aktarmalı uçuluyordu. Şimdi THY de başladı uçmaya. Aktarmasız gitmek isterseniz iyi olabilir. Ben artık Thy’ye zerrece güvenmediğim ve izledikleri politikaları tasvip etmediğim için binmemeye çalışıyorum. Emirates’e hayran kaldığımı ise söylemeden geçemeyeceğim. Uçuş içi eğlence harika, bir sürü iyi film vardı izlemek için. Yemekler ayrı bir lezzetliydi zaten. Bir de büyük yolcu uçağına binince (3 sıra koltuk olandan) oldukça keyif aldık. Asıl sürpriz uçakta balayı çifti olduğumuz için ikram edilen pasta ve şampanyaydı, bir de fotoğrafımızı çekip hemen verdiler. Şimdi işyerindeki masamdan bana bakıyor.
Bunun üzerine Fly Emirates demek istiyorum 🙂
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
Uçaktan korkan bir insanım doğruya doğru, o yüzden Male’ye olan uçuşun sonlarına doğru içim sıkılmaya başlamıştı. Önce X-Men First Class ardından da Kung Fu Panda 2 izlemiştim ama yol bitmek bilmiyordu. Bir ara ağlama krizine girecek gibi oldum, sonunda güvenle indik de rahatladım. Bu arada uçakta dışarısını görebileceğiniz kameralar var, uçak inişe geçtiğinde aşağı kameradan yeryüzünün yaklaştığını ekranınızdan izleyebiliyorsunuz. Biz de inerken heyecanla masmavi okyanusa baktık 🙂
Havalimanında bizi otelimizin tabelasını tutan bir görevli karşıladı. Bir otobüse bindirilip deniz uçaklarının kalktığı küçük terminale geçtik. Otelimiz Hilton Irufushi‘ydi. Şimdi ismi Sun Siyam Iru Fushi olmuş.  Oteli seçerken turda çalışan kişi Male‘ye yakın yerlerde denizin güzel olduğunu ancak merkezden uzakta daha da berrak ve temiz olduğunu söylemişti. Bilmiyorum gerçekte öyle mi ama inandık ve ok dedik. Uzaktaki adalara gitmenin tek yolu deniz uçağına binmek. Aslında bu da otel seçiminde etkili oldu, çünkü hayatta bir daha böyle bir fırsatımız olamaz diye düşündük. Otelimizin lounge’unda beklerken bize serin havlu ikram ettiler, o sıcak ve nemli havada inanılmaz güzel bir etkisi oldu. İçeceklerimizi içtik, ailemize facebooktan indiğimize dair mesaj attık ve konforlu bir şekilde uçağımızı bekledik.
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
Bindiğimiz uçak 15-16 kişilik, TransMaldivian diye bir havayoluna ait. Pilotlarımız işte bu çıplak ayaklı adamlar. Kokpitteki bütün göstergeler bir işe yaramıyormuş gibi gözüküyor, sadece bu ortadaki aparat asıl yön bulucu gibi geldi bize. Allah’a emanet uçtuk gittik 45 dakika. İnanılmaz bir motor gürültüsü var, sarı tıkaçları tıktık kulaklarımıza.
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
Manzaralar muhteşemdi. İniş ve kalkışlarımızı da videoya aldık, izleyebilirsiniz.
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa

aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
Uçak iskeleye yanaştı ve bizi personel yine soğuk havlularla karşıladı. Saatimizi Male saatinden 1 saat ileri almamızı rica ettiler, adalar arası bile saat farkı var. Bizi sahilde oturtup içecek ikram ettiler. Adanın güzelliğinden o kadar etkilenmiştik ki şaşkın olmuştuk resmen. Kendimi bir filmin içinde zannettim. Yarım saat kadar sonra bizi odamıza daha doğrusu water bungalow denen deniz üzerindeki villamıza golf arabası ile götürdüler. Bu arabalara buggy deniyormuş.
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
İşte bu da kaldığımız villamız. Yatak denize bakıyor, balkonumuzdan hemen denize atlayabiliyoruz üstelik sağdan soldan kapalı olduğu için gizliliğinizin korunduğunu hissediyorsunuz. Sadece denizde olup villanın tam karşısında yüzen biri balkonu ve villanın içini görebiliyor.
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
Kapının önünde küçük bir posta kutumuz vardı her gün ertesi günkü aktivitelere dair bilgilendirme yazısı geliyordu. Kablolu internet bedavaydı ama kablosuz paralıydı. Biz netbook getirdiğimiz için sıkıntı çekmedik. Adaya bir kez geldiğiniz zaman başka bir yere geçiş olmuyor, hani Male’ye döneyim orayı gezeyim bir gün deseniz deniz uçağı parası vermeniz gerek tekrardan.
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa

Ada muhteşem, otel orta kalabalık olmasına rağmen özellikle öğlenleri sahiller çok ıssız, sanki tüm ada seninmiş duygusunu hissedebiliyorsun. Benim en şaşırdığım şey kumlara çıplak ayakla rahatça basabilmek oldu, çünkü kumlar Türkiye’deki gibi ışığı emmiyor tersine yansıtıyor bu yüzden ayağınız yanmıyor. O incecik kumu ayaklarınızın altında hissetmek harika. Tatil boyunca çıplak ayak gezdik diyebilirim. Denize girmek için Decathlon’dan deniz ayakkabısı aldık, yanlışlıkla kestaneye falan basarız diye korktuk.

aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa

Villamızın yüz metre ilerisinde minik mercan kayalıkları vardı, şnorkeli alıp gittiğimizde harika küçüklü  büyüklü renk renk balıklar gördük. Biz yanımızda kendi şnorkelimizi getirmiştik ama ücretsiz kiralama imkanı da var. Şimdi böyle bir yerde eminim sizin de aklınıza köpekbalığı geliyordur ama gelmesin çünkü 1976’dan beri  bir saldırı yaşanmamış.

aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa