Category Archives: İspanya

Barselona

Üçüncü bölüm için tıklayınız.

Barselona için yine airbnb’den yer ayarlamıştım. Evimiz Gracia mahallesindeydi. Metro 2 dklık yürüme mesafesinde olduğu için birçok yere ulaşım rahat. Bu  evi bulmamız maceralı oldu diyebilirim. Evin adresini navigasyona girdik ve sorunsuz bir şekilde evin olduğu sokağa vardık. Sitede evin merkezi olduğu yazıyordu ancak mahalle şehrin dışında, zenginlerin oturduğu 2 katlı evlerden oluşuyor gibiydi. Sokak boyunca 13 numaralı evi aradık ama tuhaftır ki sokakta 13 numara yoktu. Bu saçmalığın üzerine ev sahibimizi aradık ve durumu anlattık. Etrafımızda gördüğümüz şeyleri ve tabelaları okumamızı rica ettiklerinde aslında yanlış yerde olduğumuzu anladık. Aynı sokaktan  2 tane vardı ve biz yanlış olana gelmiştik. Saat 5’ti ve 6’da arabayı havalimanına bırakmak gerekecekti. Ne yapalım derken risk alıp ev sahibinin bize yeni verdiği sokak ismi ile navigasyon sayesinde buluşmayı başardık. Eve eşyaları çıkardığımızda 5 buçuk olmuştu bile. Beyler arabayı alıp havalimanına gittiler biz de yine evde takıldık.

spain126
La Paradeta

Beylerin dönmesi 7 buçuğu buldu, hızla ilk yemeğimiz için kendimizi dışarı attık. İlk tercihimiz birkaç şubesi olan La Paradeta oldu. Burası bir deniz ürünleri restoranı. Girişte sizi ürünlerin durduğu bir tezgah karşılıyor. Burada yiyeceklerinizi seçiyor, bardan da içeceklerinizi aldıktan sonra ödemenizi yapıyorsunuz. Sonrasında size verilen sıra numarası anons edildikçe hazırlanmış olan yemeklerinizi teslim alıyorsunuz.

spain124
Istakozda kampanyaaa

 

spain125
Karides, istiridye ne ararsan var!

Biz 3 dakika boyunca tezgahın karşısında kitlendik kaldık, ne sipariş edeceğimizi bilemedik. 3 tarafı denizlerle çevrili ülkeden gelip de apışıp kalmak komik bir durum.

spain121
Karides ve bebek ahtapotlar
spain123
Istakoz

Sonunda 2şer karides, mini ahtopot, mini kalamar, bir ıstakoz, bir demet sülünez :)), salata ve şaraptan oluşan siparişimizi verdik. Şimdi keşke yengeç de yeseymişiz diyorum. Yabancı olduğumuz için sıra numaramızın ingilizce okunacağını söylediler ancak öyle bir şey olmadı fakat biz okunan numaralardan sayıları benzeterek tahmin edip doğru zamanlamayı tutturduk. 🙂

spain120
Gözlerdeki bu mutluluğa paha biçilemez

Tüm bu güzel şeylere 4 kişi 75 euro ödedik.Bir şişe de şarap içtik. Dördümüz de ilk kez ıstakoz yedik, gayet lezzetli bulduk. Mini kalamarı Kos’ta da yediğimden her ne kadar oradaki tadın biraz gerisinde kalsa da beğendim. Sülünez bizim burda balık yemidir, bizce balık yemi olarak kalsa da olur, aşırı bir lezzet bulamadık. Ancak sülünezin tezgahta dururken garson kadın dokunduğunda kabuğunun içine çekilişini hiç unutmayacağım.

spain119
Hesap lütfen

Akşamları çok sıra oluyor, 7 buçuk gibi gelmeye çalışın. Birden fazla şubesi olduğu için internetten size yakın olanın adresine bakabilirsiniz gitmeden.

Yemek çıkışında La Sagrada  Familia’ya uğradık, gece vakti hem güzel hem de ürkütücü gözüküyordu.

spain127
Sagrada De Familia

Sabah kahvaltısını yine marketten aldıklarımızla evimizde yaptık. Canı çay çeken Saygıncım bir paket english breakfast tea’yi de kapmış. Hepimiz her sabah birer bardak çay içtik sayesinde 🙂

İlk günümüzde Plaza Catalunya’ya gittik. Alışveriş yapacaksanız kıyafet vb. buralar adı duyulmuş mağazalarla dolu. Devasa bir El Corte Ingles var. Burası Boyner gibi bir mağaza. Adını uzun uzun söylemek yerine tüm tatil boyunca Boyner diye bahsettik kendisinden 🙂 Akşam yemeği için çook uzun uğraşlarla bulduğum bir yere gittik. Emre çok yorgun olduğundan mekan da biraz uzakta olduğundan gitmekte tereddüt ettik. Üstelik günlerden cuma olduğu için yer bulma ihtimalimiz de düşüktü.

spain128

Ama iyi ki gitmişiz çünkü hayatımda yediğim en güzel yemekleri orada yedim. Rezervasyon olmadığından15-20 dakika kadar bekledik, başka bir yere gitmeye de zaten gücümüz kalmamıştı. 🙂 Sonrasında bizi barda yan yana oturttular. Mekan küçük bu nedenle bar tipi yerleşim verimli olmuş.

spain134
Gazpacho

Yemeğe ben soğuk çorba gazpacho ile başladım. Bardakta veya kasede alabiliyorsunuz. İnanılmaz lezzetli bir şey. Etrafı buzlarla kaplı bir küpün içinde duruyor normalde, siz isteyince oradan dolduruveriyorlar.

spain129
Azıcık tırtıklanmış patatas bravas ve pan con tomate

İkinci yemek patatas bravas oldu. Bu her tapasçıdan olan bir çeşit. Kızarmış patates üzerinde domatesli bir sos oluyor genelde. Burada farklı beyaz bir sosla servis edilmişti yanılmıyorsam mayonez ve sarımsak karışımı olan “aioli”.  Hayatımda yediğim en güzel patatesti. Acısı falan yerinde çıtırlığı kararında… Üzerine pan con tomate geldi. Aslında bildiğiniz ekmek üstü domates sos gibi bir şey ama hem porsiyon boyutu hem de o domates tadı moda tabirle yıkılıyordu!

spain130
karamelize soğanlı ahtapot

Üzerine karamelize soğanlı ahtapot geldi. O da gayet nefisti ama diğerleri 10’sa o 8 puan alırdı. Bu seyahatte hiç yemediğimiz şeyleri yeme çabamız olduğunda tavşan pirzola da söyledik, e tavşan küçük hayvan, doğal olarak kaburgaları da küçük, kibrit kalınlığındaki kemiklerin etrafını kemirdik diyebilirim. Tadı nasıldı derseniz daha aşağı sıralarda yer alır.

spain132
Tavşan kaburgası

Sıradaki yemeğimiz kaz ciğeri, ilk duyduğu andan itibaren bunu  merak eden Saygıncımın yüzü güldü sonunda. Bizim de güldü çünkü gerçekten beklemediğim kadar lezzetliydi. Aynı anda hem tatlı hem de tuzlu gibi, içi yumuşak dışı karamelize nefis bir tat.

spain133
Kaz ciğeri

Ben aslında “bomba” denilen köftelerinin de çok meşhur olduğunu duymuştum ancak içinde domuz eti olduğunu öğrenince ondan sipariş etmedik. Siz giderseniz deneyebilirsiniz.

Bu kadar harika yemeği yiyince Saygıncım garsonu çağırdı ve dedi ki; biz buradaki her şeyi çok beğendik bize “buradan şu yemeği yemeden gitme diyebileceğiniz bir şey var mı?” (tabii bir de bu cümlenin İngilizcesini hayal edin. :))

spain135
soya soslu ton balığı

Bunun üzerine soya soslu ton balığı ve kuru fasulyeli kalamar geldi. (evet kurufasulye). Özellikle ton balığı kusursuzdu, çiğ balık olmasına rağmen…

spain136
kuru fasulyeli kalamar

Kurufasulye ile kalamar da gayet uyumluydu onu da beğendik ama ton balığını geçemez.

Tatlı faslını da geniş tuttuk ve çeşit çeşit şey söyledik. Mekanın belki de en güzel yönü bizi kazıklamaya uğraşmaması oldu. Tatlı sipariş ederken Saygıncım biraz coşunca adam bu çok fazla deyip yanaklarını şişirip şişko olursun gibilerinden bir hareket yaptı. Başka yerlerde sizi yiyebileceğinizden fazlasını söylediğinizde uyarmazlar.

spain139
Crema Catalana

Tatlılardan en akılda kalanı Crema Catalana oldu. Krem bruleye benziyor diyebilirim.

Tap de Cadaqués
Tap de Cadaqués

Diğerleri çeşitli küçük kekler, trüf çikolata ve Tap de Cadaqués denilen kahveli romlu süt içinde kek şeklindeki bir tatlıydı. Tüm yemek 101.50 euro tuttu. Her kuruşunu hak ettiler.

Çikolatalar
Çikolatalar

Mekan; Paco Meralgo adres; C/ Muntaner, 171 08036 Barcelona

Ertesi sabah eşim Emre biraz hasta uyandı, boğazı batıyor gibiydi. Bu yüzden bir eczaneye uğrayıp tantum benzeri bir ürün sorduk, ama kadında ingilizce yok bizde ispanyolca yok. Antiseptik dedik boğazımızı gösterdik, kadın  durdu “haaa antiseptiko” dedi ve boğazını göstererek yutkununca anlaşmayı başardık.

 

 

spain141
yine deniz ürünleri

 

spain140
Çeşit çeşit mantar

Günün devamında marketlerin marketi La Boqueria’ya uğradık. Renk renk tezgahların arasında dolandıktan sonra önce hazır meyve salatalarından aldık, sonra egzotik meyve satan tezgahlardan, liçi, dragon fruit, passion fruit vb alıp yakınlardaki bir parkta lüplettik.

Meyveler
Meyveler
Kaz ciğeri
Kaz ciğeri

Günün devamında deniz kıyısındaki alışveriş merkezine uğradık. Eşim ve ben kahve içip dinlenirken Saygın ve Sümeyra biraz alışveriş yaptı.

spain145
Barcelona
spain146
Herkeste aynı pozdan var bence…

Bu sırada öğlen yemeği için sandviççiye akşam da meşhur tapasçı Quimet&Quimet’e gideriz diye düşünmüştüm ama notlarıma bakarken tapasçının cumartesi 4’e kadar açık olduğunu görünce öğlen için dümeni buraya çevirdik.

spain150
Quimet&Quimet

Buradaki tapasları da genel olarak beğendik ama hem mekanın kalabalık olması hem de sıcağın etkisi ve ayakta yemek zorunda olduğumuz için istediğimiz keyfi alamadık.

spain148

Buradaki favorimiz karidesli tapas oldu (fotoda gördüğünüz).

spain152

Ben peynirli somonlu ballı tapas’ı da beğendim.

spain149
Turuncular deniz kestanesi

Deniz kestaneli bir tapas da denedim ama tadını çok ayıramadım.

spain153

 

spain151
Quimet&Quimet

Bir de burada meşhur olduğu için vermut içtik ama çok tatlı geldi hoşumuza gitmedi. Sonrasında buğday birasına geçtik. 🙂

spain154
Casa Batlló

Yemek sonrası Casa Mila ve  Casa Batllo’yu gördük.

Casa Mila
Casa Mila

Akşam yemeği için La Pepita’yı tercih ettik. Yemekler güzel olsa da Paco Meralgo’yu geçemedi. Ama yine de öneririz. Rezervasyonsuz zor yer bulunuyor aklınızda olsun. Ana yemekleri fotoğraflamayı unutmuşum !!

Başlangıçlar
Başlangıçlar
Tatlılar
Tatlılar

Buradan çıkışta son gecemizi bira ile noktalayalım diyerek hemen yan sokaktaki La Cervesera Artesana isimli butik bira mekanına geçtik. Diğerleri mekanın biralarından içerken ben Kwak içmeyi tercih ettim.

spain159

 

spain160

Genel olarak memnun olduğumuz bir tatildi. Güzel yemek seçimleri yaptık diyebiliriz. Belki daha az şehir ziyaret etsek daha da verimli gezebilirdik.  Umarım bir kez daha bu güzel yerleri görme şansımız olur.

Zaragoza, Madrid ve Valencia

İkinci bölüm için tıklayınız.

İspanya’daki kiralık arabamız Bmw X1 oldu. Fransa’daki Toyota Corolla Verso’dan sonra bize çok küçük geldi. İki büyük valiz iki de sırt çantasını bagaja zor sıkıştırdık. Diğer iki sırt çantasını da arkaya yanımıza alınca arka koltukta biraz sıkıştık. Planımız Barselona’dan başlayıp öğlen Zaragoza’da mola verip akşamına ise Madrid’e varmaktı. Kahvaltımızı benzin istasyonunun marketinden aldıklarımızla istasyonun bahçesinde yaptık.

spain055

Fransa’da yaşadığımız fahiş ücretli otoyollarla burada da karşılaştık. 150 km için 25 euro yol parası verdik!!!!

spain056
Dağın başında bir boğa!

11.30 civarı Zaragoza’ya vardık. Etkileyici bir meydanda turist infoyu bulup restoran sorduk. Kız bize tapas yemek istiyorsak Tubo’ya gitmemiz gerektiğini söyledi. Tubo’yu bulmak için çokça dolandık, sorduğumuz insanların çoğu dil bilmediğinden biraz sıkıntı çektik.

spain058
Bodegas Almau

En sonunda tabelasında tubo yazan bir mekanın bulunduğu bir sokağın başına geldik. Biraz ilerledik ve yine bir mekanda tubo yazdığını gördük. Kendi aramızda muhabbet edip duruma anlam vermeye çalışırken arkadan, “Pardon, Türk müsünüz?” diyen bir ses geldi. Türk çiftle sohbetimiz sonunda Tubo’nun bir restoran olmadığını bir sokak adı olduğunu (Asmalımescit gibi) öğrendik.

spain057
Tapaslarımız

Tahminim gece bu sokak çok keyifli oluyordur. Bir tapasçıdan diğerine yiye yiye gezmek harika olurdu. Tanıştığımız çift önceden hazırlanmış ve nerelerde hangi tapası yiyeceklerini bile belirlemişlerdi. Ben daha çok Madrid ve Barselona’ya hazırlıklıydım diyebilirim. Onların yönlendirmesi ile Bodegas Almau isimli tapasçıya girdik.

spain059
Hamsili? zeytin

İspanya’da işaret dili ile konuşmaya hazır olun, birçok mekanda ingilizce konuşan birileri olmuyor. Göstererek istemekten utanmayın, sayıları da bir süre sonra çözünce hesapta da sorun olmuyor. Çift bu mekanın kaz ciğeri konusunda iyi olduğunu  söyleyince Saygıncım vak vak sesleri çıkarıp karnını göstererek kaz ciğerini tarif etti ama sanırım o gün kalmamıştı. 🙂 Fotoğrafta göreceğiniz üzere Ambar isimli fıçı birayı tercih ettik. Kırmızılı ekmek acılı ton balığı ezmesi gibi bir şey bayağı başarılıydı. Beyaz olanlar peynir üzeri domates reçeli gibi bir şey, tuzlanmış balık üzeri çikolata ve ekmek üstü peynir aldık. Genel olarak hoşumuza gitti ama en beğenilen ton balığı oldu. Biraz daha etrafta takıldıktan sonra Madrid’e doğru yola koyulduk.

spain060
Zaragoza

 

spain061
Zaragoza
spain062
Zaragoza ve Goya

Bence Zaragoza’da daha gezilecek çok yer var bir gün rahatlıkla ayrılabilir. Dediğim gibi El Tubo’yu gece gezmeyi isterdim doğrusu. Ana meydanda müthiş etkileyici bir katedral var. Vatikan’dakinden sonra hepsi biraz küçük gelse de bu katedrali de beğendik.

Akşam saat 6.30 civarı navigasyonun yardımı ile Madrid’te kalacağımız evi bulduk. Bu tatilimizde ilk defa airbnb’yi kullandık. Her iki yerden de memnun kaldık büyük ihtimalle airbnb’yi sonraki dönemlerde de kullanacağız.

spain063
Plaza Mayor

Evin önünden ev sahibini aradık, bize içeri girip 1. kata çıkmamızı bizi birinin karşılayacağını söyledi. Sahiden de Paquita isimli bir hanım bizi karşıladı ancak kendisi ingilizce bilmiyordu 🙂 Fakat ne tuhaftır ki işaret dili ile birçok şeyi anlatmayı başarıyordu.

spain065

Sonunda Madrid’e geldiğimize göre hazırladığım yapılacaklar listemizi ortaya çıkardım. O akşamki ilk yemek durağımız  kalamarlı sandviç yapılan La Ideal’di. İlk önce evimize 15 dk olan Plaza Mayor’a yürüdük orada takıldıktan sonra Ideal’i aramaya başladık, bayağı bir dolandık polise bile sorduk polis bize kendi favori tapas restoranını tarif etti. Hadi adama ayıp olmasın gösterdiği yönde yürüyelim derken Sümeyra işte burası diye gösterdi. Plaza Mayor’un burnunun dibindeymiş meğerse. Ancak mekan kapalıydı. İtalya’daki kapalı restoran laneti burada da peşimi bırakmıyor mu acaba diye düşündüm.

spain066
La Campana

Açlık düzeyi gittikçe arttığı için Ideal’in hemen yanındaki La Campana’ya girdik. Sanırım Kızılkayalar yerine Bambi’ye girmek gibi bir şey bu 🙂 (Adres: Calle de Botoneras, 6)

spain067
Kalamar ve Mahau birası

Emre bakkaldan, seyahatin ileriki zamanlarda Maho ağanın birası olarak tanımlayacağımız Mahou isimli biradan kapıp geldi, biz de sandviçleri aldık Plaza Mayor’un ortasında lüplettik. Açıkçası tadı güzeldi ancak ekmek ve kalamar bizi bayağı bir tıkadı. Acaba iyi ki de tıkamış mı diye kendime sormadan edemiyorum yoksa sonrasında uğradığımız San Miguel marketten tüm kredi kartlarının limitini doldurup çıkabilirdik.

Plaza Mayor'da bebek taklidi yapan adam. Korkunç bir ses çıkarıyordu.
Plaza Mayor’da bebek taklidi yapan adam. Korkunç bir ses çıkarıyordu.

Madrid için ikinci olmazsa olmaz hedefim karides yapan bir mekandı. o mekanı bulsak mı acaba diyerek gezerken yolumuz San Miguel marketin önüne düştü. Gençlere “Barcelona’da bunun Allah’ını görücez ama buna da bir bakalım neler varmış.” dedim.

spain071
San Miguel Market

 

İçeriği girdiğimizde müthiş bir festival havası bizi bekliyordu, üstelik hafta içi akşam olmasına rağmen! Burası devasa bir restoran gibiydi. Renkli renkli tezgahlarda her şey vardı.

spain076
Zeytinci

 

spain075
Deniz ürünleri

Burgercisi, hemen orada istediğinizi pişiren balıkçısı, hazır italyan yemekçisi, paellacısı, wafflecısı, kahvecisi ve aklıma gelmeyen başka bir sürü tezgah…

spain074

 

Fotoğraflarda yüzümüzdeki gevşek gülümsemelerden ne kadar mutlu olduğumuzu anlayabilirsiniz.

 

spain073

 

Burada ilk defa istiridyenin tadına baktık. Daniel Sorlut’tu tezgahın adı. 6 tanesi 9,80 euro. Biz birer taneyi zor yutarken Saygıncım 3 tane birden yedi ve çok beğendi.

 

spain078
İstiridye tabağı
spain079
Deneme bir ki

Ben şahsen çok sevmedim, evet deniz gibi kokuyordu ama ağzımda bıraktığı o yumuşak yıvışık his beni tiksindirdi. Gerçekten kaliteli bir yerde mi yedik bilmiyorum ama sonunda tadına bakmış olmak bile bir şans.

spain081
Soldaki eleman Tarık

Bu arada istiridyecide çalışan elmanın adı Tarık’tı. Ortadoğuluymuş ama hangi memleketten olduğunu hatırlamıyorum. Biraz sohbet ettik Tayyip muhabbeti yaptık.

spain072

İstirdyecinin hemen sağında bar tezgahı tarzında yapılmış yerden birkaç kez cava (köpüklü beyaz şarap) ve beyaz şarap aldık. Sıcak havada ferahlatıcı geliyor bence o yüzden tapasların yanında bol bol cava içiliyor. Marketin bir başka güzelliği de bir tezgahtan aldığınız şeyle etrafta rahat rahat gezebilmeniz. Biz elimizde şarapla tüm marketi gezdik.

spain070
Sucukcu. Kağıt külahta alıp elde yiyorsunuz.

 

Bir ara içeride oturacak yer bulamayınca dışarıdaki merdivenlerde içkimiz elimizde oturup sohbet ettik meğerse burada içkiyi dışarı çıkarmak yasakmış, amcanın biri geldi bizi İspanyolca uyardı. Ne dediğini anlamadık tabii ama ben 5 dakika önce kapıdaki uyarı yazısını fark etmiş olduğum için amcanın bize ne demek istediğini tahmin ettik. 🙂

spain082
Toledo

Ertesi sabah Toledo’ya doğru yolu çıktık. Toledo Unesco Dünya mirası listesinde yer alan bir şehir.

spain091
Toledo

Etrafından kıvrılarak bir nehir geçen bir tepenin üzerine kurulmuş. Sokaklarında gezerken Ortaçağ havasını hissedebiliyorsunuz. Grasse’da da o eskilik vardı ama ara sokakları rutubet ve küf kokuyordu.

spain083
Toledo

Yaklaşık 1 saatlik bir yolculukla ulaşabiliyorsunuz. Biz kahvaltı etmeden yola çıktığımız için Toledo’nun girişindeki Lidl’a (Avrupa’nın BİM’i) uğrayıp aldıklarımızla kendimize sandviç hazırladık.

 

 

spain085
Kılıçlar ve Yüzüklerin Efendisi’ndeki yazı
spain087
Toledo

Burası kılıçları ve badem ezmesi ile meşhur. Geç kahvaltı ettiğimizden orada yemek yemedik ama badem ezmelerinin tadına baktık, başarılı bulduk.

spain088
Badem ezmelerine bakan ciğerci kedileri 🙂

Sokaklarda kaybola kaybola şehri gezdik. Hava çok sıcak olduğu için bol bol mola verdik.

spain094
Toledo

Akşam 6 gibi Madrid’e dönmek için yollara düştük.

 

spain093
Toledo’da bir restoranın içi

 

spain095
Don Kişot ve Sancho Panza

Gece 8 buçuk gibi karidesçiye gitme amacıyla dışarı çıktık. Mekanın adı La Casa del Abuelo ( Calle de la Victoria, 12). Mekanın bulunduğu sokaktan birkaç dükkan önce kapalı bir dükkanın üstünde kocaman el abuelo yazdığını görünce yine yüreğime indi ancak Saygıncım adrese göre daha ileride olması lazım diyip üstüne de mekanı bulunca sevinçten havalar uçtum 🙂

spain101

Burada yediğim karideslerin lezzetini nasıl tarif edeceğimi bilemiyorum. Şimdiye kadar yediğiniz karidesleri bir kenara bırakın, hele Türkiye’dekileri saymayın bile! Bu mekan ispanyol iç savaşından önce diğer tapasçılar gibi sandviç servis ediyormuş ama savaşla birlikte ekmek için un azalınca karidesi menülerine eklemişler. Çok da iyi etmişler.

spain100
Çatallı tabakta ızgara karides var

İlki ızgara karides; bizim grupta yediklerimiz arasında 3. sıraya konulsa da inanılmaz lezzetliydi. Izgara karides ve sadece deniz tuzu!

spain099
croquetas de gambas

İkincisi; karides kroket gibi olan “croquetas de gambas” Dışı inanılmaz çıtır içi ise yumuşacık, gram yağ çekmemiş mükemmel bir lezzet.

spain098
Karidesler fokurduyor
spain096
Üstad karides güveci hazırlarken

Üçüncüsü ve küçük grubumuzun favorisi ise karides güveç oldu. Saf zeytinyağı içinde acı kırmızı biber ve özel sarımsak sosu karışımı.

spain097
Madrid

4 kişi 2 kroket, 2 güveç, 1 de ızgara karides yedik. Birer bardak da beyaz house wine içtik. O gece çok doymuştuk ama şimdi keşke diğer çeşitlerden de deneseydik diyorum. Hepsi 65 euro tuttu. Türkiye’de bir güveç içinde pul biber ve azcık sarımsakla yakılmış 2 kaşık çimçim karidese 25 tl fiyat çakarlarken bu fiyata böyle lezzetli karides yemek kolay rastlanılan bir şey değil.

spain104

 

Yemek zevkinden sarhoş bir şekilde birçok tapasçının bulunduğu sokağın yolunu tuttuk. (Calle de Cava Baja) Burada da not kağıtlarımı çıkarıp sırayla yazanlara uğradık. Bazıları çok kalabalıktı bazıları hem kalabalık hem de bize göre fazla elitti.

spain103

En başta soldaki tapasçıya girdik. Dişi John Lennon olarak tabir ettiğimiz şirin bir garson ilgilendi bizimle. Portakallı kurutulmuş ördek ve birkaç şey daha yedik ama isimlerini not almayı atlamışım. Genel olarak güzeldi ama karidesleri tabii ki geçemedi.

spain104

spain105

 

Ertesi sabah 10 gibi yola çıkmaya karar verip uyuduk. Ancak sabah kalktığımızda bizi çok kötü bir sürpriz bekliyordu. Arabamız park ettiğimiz yerden çekilmişti! Buraya aşağıdaki videoyu koymak ve şöyle demek istiyorum:

Emrecim araba komple yok!

 

Sümeyra ile ben evde oturduk eşlerimiz ise arabanın peşine düştü. Saat 11 gibi Paquita geldi ve ona google translate’e yazdığım şeyleri okuyarak durumumuzu anlattım. Sağolsun eşlerimiz gelene kadar evde beklememizde bir sıkıntı olmadığını söyledi. Emreler saat 12.30 gibi arabayı alarak dönebildiler. Arabayı bulabilmek için Madrid’i bir baştan bir başa dolanmışlar, bulduklarında da 150 euro vermek durumunda kalmışlar. Siz siz olun park konusunda çok dikkatli olun adamların acıması yok valla. 🙂

spain106
Valencia’nın marketi, azıcık yamuk çekmişiz

Valensiya’ya varmamız 3 saatten fazla sürdü. Kaldığımız yer şehir merkezindeydi ama ara sokaklar dar olduğu ve bazı yerlere araba girişi olmadığı için mekanı bulmakta zorlandık. Blue Moon pansiyon (Portal del Valldigna, 8, valencia) bizdeki apart oteller gibi. 4 kişi 2 odalı bir evde gecelik 72 euroya kaldık. Evde her imkan vardı ama ne yazık ki biraz kapalı kalınca tuvaletten koku geliyordu. Bir gece kaldığımızdan çok sorun etmedik.

spain107
Valencia

Vardıktan sonra karnımızı açık markette doyururuz diye düşündük ama vardığımızda kapalı olduğunu gördük.  Polise sorduğumuzda sadece öğlen 12’ye kadar açık olduğunu söyledi. Biz de marketin karşısındaki bir pastanede sandviç yiyip portakal suyu içtik. Valensiya portakalıyla meşhur muhakkak portakal suyu için derim. Yemek sonrasında odamıza dönüp dinlendik.

spain108
Valencia

Gece paella yemek amacıyla dışarı çıktık. Tramvaya binip sahile indik.

spain109
Valencia
spain110
Valencia

İnanılmaz uzun ve geniş bir kumsalı var buranın. Deniz nasıl bilmiyorum, girme fırsatımız olmadı :(( Paella Valencia’da doğmuş, bu yüzden buradan yemeden gitmeyelim dedik.

spain111
Valencia Sahil

Yine araştırmalarım sonucunda L’Estimat’ın iyi olduğunu öğrendim. Kısa bir arayıştan sonra restoranı bulduk, biraz üst sınıf bir balık lokantasına benziyordu. Paella neredeyse her yerde 2 kişilik hazırlanıyor. Tek kişilik yok ne yazık ki.  Biz bir deniz ürünlü, bir de tavuklu-tavşanlı olandan sipariş ettik.

spain113

Yarım saat sonra tabaklara servis edilmiş olarak geldi. Ama o da ne tavuklu tavşanlının içinde salyangozlar var! Efendim paella eskiden gariban yemeğiymiş, elde yenecek et ne varsa konuyormuş, salyangozlar da bundan nasibini almış. Paellayı yedik ama salyangozu yiyemedik… Paella’yı çok büyük beklentilerle söyledik ama bizim için hayal kırıklığı oldu. Hatta deniz ürünlü olanı daha çok beğeneceğimi düşünüyordum ama tavuklu olan daha güzeldi. Yanlış mekan seçimim hepimizi yormuştu.

spain112
Doyduk ama beğenmedik

Dönüşümüz gece 12’yi geçtiği için tramvaya binemedik o yüzden taksi çevirdik. 4 kişi 12 euro verdik. Taksimetre sistemi bizdekinden değişik. 6 euro’dan açıldı ama belli bir mesafe gidene kadar tutar değişmedi, bir yerden sonra artmaya başladı. 🙂 Taksici 12-14 civarı tutar dedi binmeden önce, dürüst adammış 13 euro gibi bir şey tuttu.

spain114
Valencia Market

Ertesi sabah erken kalkıp markete (Mercado Central) gittik. Peynir ekmek meyve aldık. Burada da inanılmaz bir deniz ürünü, sebze, meyve ve peynir çeşitliliği vardı.

spain115
Valencia Market

Zaragoza’da karşılaştığımız çiftle burada da karşılaştık. Beyefendinin adı Aykutmuş, telefonlarımızı verdik. 🙂 Onlar da bizim gibi Madrid’te San Miguel markete bayılmışlar. Ayrıca yol paralarından şikayet ettiler bizim gibi. 🙂 Eğer burayı okursanız yorum yapın Aykut Bey.

spain116
Karides gören masum köylü

Marketten çıkmadan önce İspanya’da meşhur olan horchata (horçata diye okunuyor)’dan içtik. Tadı kek hamurunu anımsattı bize, soğuk servis edildiğinden ferahlatıcı, ağızda tozlumsu pürtüklü bir his bırakıyor. Eğer anneniz kek yaparken çanağı yaladıysanız tam size göre.

spain118
Horchata

Valensiya gezide en az gezebildiğimiz yer oldu, kısıtlı zamanda çok şey görmeye çalışmanın ve arabayı çektirmenin yan etkisi de böyle oluyor.

spain117
Mmm peynirler…

Saat 11.30 civarı Barselona’ya dönmek için hareket ettik.

Barcelona için tıklayınız…