Category Archives: Monaco

Cannes, Nice ve Monaco

İlk bölüm için tıklayınız…

Cannes’a varmadan önce yolumuzun üzerindeki St. Tropez’ye uğramadan geçmek istemedik. Lüks yatları, romantik küçük sokakları ile St. Tropez sevimli bir yer ama yemek açısından pahalı doğal olarak. Sahildeki restoranlara yaklaşmadık bile. Eşim elinde sandviç gördüğü bir adamı takip ederek sandviçin kaynağına ulaşmayı başardı. Sandviçlerin içinde ne olduğunu anlama mücadelemiz sırasında sahibi keçi peynirli sandviçi beeeeleyerek anlatmayı başardı. 🙂 Kişi başı 6-7 euroya sandviç yiyip St. Tropez sokaklarından aylak aylak gezdik.

 

IMG_4371
Panini manini

 

Ben şahsen ünlülerin burada ne bulduğunu anlayamadım ya da biz çok yanlış gelmişiz dedim kendime.

IMG_4374
St Tropez Sokakları

 

spain020
Birer krep lüplettik

spain021

 

Merkezinde küçük bir plajımsı yer bulduk onda da sanki yan tarafından denize wc akıyormuş gibi geldi açıkçası içim elvermedi girmeye.

 

spain022
St. Tropez

 

spain023
St. Tropez şekercisi

Akşam üzeri Cannes’deki İbis Budget isimli otelimize vardık. Geceliği iki kişilik 50 euroydu. (aslında bizim odalarda altta 2 kişilik üstte de ranza stili bir kişilik yatak vardı, yani 3 kişi 50 euroya da kalınabilir) Odalar mikro seviyede düzenlenmiş. Lavabo küçücük ve odanın köşesinde, duşakabin ise odadan direkt kendi cam kapısı ile ayrılıyor, duvara gömmüşler yani anlayacağınız.

spain048
Saygın’ın ranza üstü qeyfi 😛

İnternet bedava, kahvaltı ise 6 euro. Otelimize yerleştikten sonra merkeze doğru sallandık. Yolda nereli olduğumuzu soran bir amca cevabımızı duyunca Gezi olayları üzerine bizimle sohbet etti ve eğer birliğe katılmak istiyorsanız ondan kurtulmalısınız dedi.

spain024
Tokuştur Guinness’leri…

Ben daha uzun kalacağımız için daha çok İspanya’daki yeme-içme olaylarına konsantre olmuştum. Bu nedenle Cannes’da bir restoran bilmiyordum. Açlık da başa vurunca sıra sıra dizilmiş restoranların önündeki menülerine bakarak geçtik. Bir yerin önünde durup 3 kişilik deniz ürünleri tabağının 93 euro olduğunu görünce koşarak kaçalım buradan demişliğim oldu. Sonradan öğrendiğim kadarıyla Cannes’ın en meşhur balıkçısı orasıymış. 🙂

spain027

 

spain026
Byron Burger

Sonrasında Guinness içme arzusuyla Byron isimli mekana oturduk, biramızın sonlarında mekandan kalkmak zor geldiğinden yemeğimizi de orada yedik. Üçümüz Byron burger aldık, Saygın ise deniz ürünlü noodle tercih etti. Yemekler güzeldi ama çılgıncasına tavsiye edilecek kadar da başarılı değildi.

spain033
Grasse

Ertesi sabah yine marketten aldıklarımızla kahvaltı ettikten sonra parfümleri ile ünlü Grasse şehrini görmeye karar verdik. Asıl planımız Grasse’e uğradıktan sonra denize girmekti ama evdeki hesap çarşıya uymadı. Grasse; Patrick Süskind’in Das Parfüm kitabında baş kahramanın yaşadığı yer. Daracık sokakları ile bir tepenin üzerine konuşlanmış.

spain032
Grasse

Evlerin çoğu sanki çoooook eskilerden kalmış gibi. Bazılarının dış duvarlarından rutubet sızıyor, bazılarının ise boyaları akmış…

 

spain031
Grasse

 

spain030
Grasse

Şehrin merkezinde Fragonard’ın mini parfüm müzesini bedavaya gezdik ve dükkandan biraz alışveriş yaptık.

spain028
Müge Çiçeği

 

spain029
Fragonard Dükkan

2013’ü Müge çiçeği yılı ilan etmişler o yüzden müge çiçeğinin parfümleri, sabunları ve oda kokuları vardı. Ben deliye döndüm tabii. Hepsinden aldım :). Burada başka bir sürü parfüm dükkanı daha var. Saygın’ın eşi Sümeyra da başka bir dükkandan çok güzel bir parfüm aldı. Seçim yapmakta çok zorlandık diyebilirim.

Fotoğraflarda da göreceğiniz üzere haziranın sonunda uzun kollularla gezdiğimiz için o gün de denize girmeyi erteledik ve Monaco’ya gitmeye karar verdik.

spain034
Monaco

Fransa’da araba kiralayıp gezecekseniz aklınızda tutmanız gereken bir şey var. Otoyollar çok pahalı! 15-20 km’de bir gişelere girip her birinde 3-5 euro ödemekten iflahımız söküldü! Monaco’ya da bu yollardan geçerek vardık.

spain042
Monaco ve biz
spain040
Monaco

 

spain041
Monaco

Seyahatimizin Fransa kısmında bizi en çok etkileyen yer Monaco oldu. Küçücük bir alanda sıkışmış gökdelenler, şehrin ortasında kaydıraklı bir havuz, en pahalı arabalar (Lamborgini, Bentley… ) marinada muhteşem yatlar…

spain035
Monaco polisi
spain037
Monaco’da yatlar
spain038
Monaco’da gökdelenler

Şansımıza Longines’in sponsor olduğu atla atlama şampiyonası vardı. Monte-Carlo’ya doğru yürürken önünden geçtik ve aklımdan şimdi burayı kapatırlar istesek de izleyemeyiz diye geçti fakat dönüşte durumun öyle olmadığını gördük.

spain036

 

spain039

 

Biz seyrederken Türkiye’yi temsilen Ömer Karaevli yarıştı. Şaşırdık tabii. Yarışmanın sonunu görmeden Monaco’dan ayrıldık o nedenle kaçıncı oldu bilemiyorum.

spain043
Cassio Rivetti yarışıyor

 

spain044
Ömer Karaevli
spain045
Ömer Karaevli yarışıyor
spain046
Geir Gulliksen yarışıyor

O gece Fransa’da son gecemiz olduğundan güzel bir restoranda yemek yiyelim dedik. Saygıncım internetten Ciro Restoran‘ı buldu. Cannes’da sahile inmeden bir ara sokakta yer alıyor. Yemek seçerken garsonumuz çok yardımcı oldu. Veal nedir diye sorduğumuzda bize şirin bir şekilde baby cow dedi 🙂

spain049

 

Başlangıç olarak  bu soğukların olduğu tabağı aldık. bizim için domuz eti yerine fume dana eti koydular. Minicik ama inanılmaz lezzetli midyeler (sanırım şarap sosunda pişmişti), mozarella, çiğ midye ve karides, kurutulmuş domates ve patlıcandan oluşan bu tabak çok hoşumuza gitti.

spain050
cotaletta milanese

Saygıncım cotaletta milanese istedi yani et şinitzel diyebiliriz. Lezzeti gayet yerindeydi.

spain052

Ben deniz ürünlü tagliatelle istedim gerçekten mükemmeldi bitiremediğim için o kadar üzüldüm ki anlatamam. Emre ve Sümeyra’da başka makarnalardan istediler onlar da çok memnun kaldı.

 

spain051

 

spain053

Şarap olarak Ciro’nun house wine’ını tercih ettik, italyan restoranı olduğu için şarap da İtalya’dan gelmişti ve başarılıydı. Tam rakamı hatırlamasam da 100 euro civarı hesap verdiğimizi söyleyebilirim.

Cannes’da son günümüzde hava sıcacık olunca denize girme fırsatını yakaldık. Fransa’nın İtalya sınırındaki Menton isimli kasabasına gittik. Deniz uzaktan turkuaz rengi gözükse de yakınına gittiğinizde bizim denizimiz gibi berrak değil. Öğleden sonraya kadar güneşin tadını çıkardık sonrasında ise akşam 8’deki uçağımıza binmek için Nice’e doğru yola çıktık.

Nice-Barcelona uçuşumuzu easyjet’le gerçekleştirdik. Biletimizi önceden aldığımız için kişi başı 45 euro civarında bir para ödedik. Easyjet low-cost denen havayolu tipinde, ikramlar paralı ve en önemlisi kabin bagajı dışında aşağıya verdiğiniz bagaj için ek ödeme yapıyorsunuz. Dikkat edilmesi gereken diğer nokta ise ek bagaj kilosu bileti aldığınızda daha ucuz, sonrasından internetten alayım deseniz bile kilo başına 10 euro civarı fiyat çakıyorlar. Hele ki havaalanında bagaj öderseniz işte o zaman çok yüksek ücretler 🙂 Kabin bagajında ise ağırlık sınırı yok ama ebat sınırı var.

Bir saatlik uçuşun ardından akşam 9 civarı Barcelona’ya iniş yaptık. Burada küçük bir not düşmek isterim ki; öleyazıyorduk!! Tam uçak Barcelona üstünde, denizden karaya doğru alçalmaya başlıyor, Saygıncım ile Sümeyra birbirine sarılmış uyuyor işte o saniyede uçak birden 15-20 derece sağa yattı, bildiğin teknenin sağa yatması gibi sağa doğru gittik sonra hemen düzeldik. Saygın ve Sümeyra yerlerinden fırladılar resmen, ben çığlık attığımı hatırlıyorum

spain054
Barcelona

Ertesi sabah önceden kiraladığımız aracı havalimanından alacağımızdan Frontair Congress Aeropuerto isimli oteli tercih ettik. Gecelik sadece 53 euro ödedik üstelik havaalanında gidiş – geliş shuttle bedava. Otelin oda kalitesi iyiydi üstelik devasa bir alışveriş merkezinin yanında. Şehre çok uzak olduğunu belirtmek isterim. Akşam yemeğinde ise otelin restoranında yeme gafletinde bulunduk, ama rezaletti, o anları hatırlamak dahi istemiyorum 🙂 Siz kalırsanız gidin McDonalds yiyin,o fersah fersah daha iyi.

Sabah erkenden arabamızı almak için havaalanına döndük.

3. bölüm için tıklayınız.