Tag Archives: balayı turu

Santorini Adası

Folegandros için tıklayınız…

Yine yavaş gemiyle Santorini’ye geçtik.  Pek çoğunuz bu adanın ismini duymuştur. Denize bakan muhteşem sonsuzluk havuzu fotoğrafları ile aklımda yer eden bir ada oldu burası. Benim takıntım sonsuzluk havuzları, gerçekten çok seviyorum ama yüksek sezonda böyle havuzlu yerde kalmak bütçemizi inanılmaz aşıyordu ama bir şekilde havuz olmasa da harika manzaralı bir yerde kalmayı başardık.

verandamızdan gün batımı
verandamızdan gün batımı

Kaldığımız yerin adı Villa Lukas. Manzara muhteşem, yan odayla paylaşımlı olsa da harika bir verandası var. Odanın içi temiz, ufak bir mutfağımsı köşesi var. İçi verdiğiniz fiyata değmiyor ama manzara değiyor.

verandamız
verandamız sis altında

Burada kaldığımız her gün yan odada farklı bir Uzak doğulu kaldı. Sanırım çoğu Çinliydi. Otel sahibiyle konuştuğumuzda Çinlilerin  her gün farklı bir otelde kaldığını ve buna anlam veremediğini söyledi. Yani Santorini içinde bile her gün farklı bir yerde kalıyorlarmış. Bu arada otel sahibi bir daha gelecek olursanız beni arayın booking.com’dan daha ucuz fiyat veririm diye bize söyledi. Belki kaldığımız yeri beğenen olur sizin aklınızda olsun.

verandamızdan gün batımı
verandamızdan gün batımı

Santorini de üç büyük köy var Fira, İmerovigli ve Oia. Santorini bir volkanın kraterinin çöküp içine su dolması ile oluştuğu için bu üç köy de kraterin iç tarafına yani caldera dedikleri yere bakıyor ve yine bu nedenle 3’ü de denize tepeden bakıyor.

lüks oteller
lüks oteller

Fira’nın aşağısında Cruise gemilerinin yanaştığı yer var. Oradan eşeklerle veya merdivenden kendiniz veya teleferikle  yukarı  Fira’ya çıkabilirsiniz.

verandamızdan manzara
verandamızdan manzara

Fira’dan sonra İmerovigli var. Bizim kaldığımız yer bu köydeydi. Burada ve Fira’da güneş denize batmıyor. Güneşin denize batışını görmeniz için Oia köyünün en sonuna yel değirmeninin oraya gitmeniz gerek. Biz gün batımını hep verandadan seyrettik. Oia dediğimiz yeri mavi kubbeli kiliselerin ve boy boy kilise çanlarının fotoğraflarından belki hatırlarsınız.

red beach
red beach

Santorini deniz açısından bizi memnun etmedi. Red Beach denilen yere gittik dalgalar çok büyüktü o yüzden denize giremedik. Başka plaj da aramadık çünkü ben biraz hasta gibiydim o gün. Akşam kaldığımız yerin dibindeki Avocado isimli mekanda yedik orta karardı diyebilirim.

oia, santorini
oia, santorini

Ertesi sabah Oia (iya diye okunuyor) gidelim dedik. Erkenden gitmemize rağmen temmuz sıcağında rüzgar girmeyen dar sokaklarda bana fenalıklar geldi. Saat 11.30 civarı cruise gemileriyle turistler de gelmeye başlayınca iyice çekilmez oldu. Kendimizi pansiyona zor attık.

yellow donkey bira
yellow donkey bira
anogi kalamar
anogi kalamar

Öğlen yemek için Anogi’ye gittik. İdare ederdi diyebilirim. Yemekteki en keyifli şey Yellow Donkey birasıydı. Ekmeksi malt aromasıyla çok doygun ve orta karar şebetçi otuyla güzel dengeli bir biraydı. Ne yazık ki Red Donkey’i Yellow kadar beğenmedim. Bira yorumları için başka bir sayfa açacağım galiba sitede 🙂

grek salata ve peynir saganaki
grek salata ve peynir saganaki

O gece akşam yemeği için Fira’daki Naoussa’ya gittik. Buradaki yemekleri pek beğenmedik. Salata filan idare ederdi ancak margarinle yapılmış patates püresi üzerinde tas kebabı gelince biraz midem bulandı. Burası biraz manzara satan bir yer tavsiye etmiyoruz.

fira, santorini
fira, santorini
fira, santorini'den gün batımı
fira, santorini’den gün batımı

Paros’a geçişimizin başı da biraz işkence gibi oldu çünkü feribot kalkış yeri inanılmaz sıcak. Ya güneşin altında bekleyeceksiniz ya da hınca hınç dolmuş kafelerde yer açılsın da oturayım diye bekleyeceksiniz. Üstüne bir de feribot geldiğinde güneşin alnında sıraya girip binmek için 30 dakika bekleyeceksiniz. Off anlatırken bile bayılacak gibi oldum.

denizden fira
denizden fira

Velhasıl Santorini manzarasıyla bizi büyüledi ama deniziyle etkileyemedi. Bir daha gitmeyiz diyeceğimiz adalardan biri oldu burası.

Paros için tıklayınız…

Maldivler 1

Sitedeki yazıların neredeyse tamamı eşimle birlikte geçirdiğimiz tatilleri içereceğinden, tarih sırasına göre gitmenin iyi olacağını düşündüm. Bu nedenle ilk yazımızın konusunu balayı seyahatimiz olarak seçtim. Düğün öncesi hazırlık sürecinde çok yoğun çalıştığımızdan birçok şeyimizi erkenden hazırlayamadık. Oturacağımız evi bile düğüne 1 ay kala bulduğumuzu söylesem yoğunluğumuzu tahmin edersiniz belki. Bu sürede balayı birkaç kez gündeme gelse de üzerinde çok düşünemeyip erteledik sürekli.

Sonunda ben Maldivler’e gitmek için araştırma yaptım ve her yerin dolu olduğunu görünce daha önceden balayını orada geçirmiş bir arkadaşımızla görüşüp yardım istedik. Bize kendi tur acentelerine yönlendirdiler; Sinemis Tur. Turun avantajı her zaman onlara ayrılmış yer olması ve sıkışık zamanda sizin yerinize her şeyi hallediyor olmaları. Ofislerine gittiğinizde önce size bilgisayardan otellerin fotoğraflarını gösteriyorlar, siz tabii aşık oluyorsunuz ve gitmek için ölüyorsunuz. Onun üzerine fiyat konuşmaya başlayınca fiyatların yüksekliği karşısında şaşırıp biraz moraliniz bozulabiliyor.

Emreyle fiyatları öğrendikten sonra biz bir düşünelim deyip ofisten ayrılmıştık. Bir hafta boyunca gitsek mi gitmesek mi diye bayağı konuştuk. Sonunda bir akşam Emre “Ben aslında gitmeyi çok istiyorum ama bu kadar maliyetli balayının altına imza atan bir tek ben olmak istemiyorum. Sen ne diyorsun?” dedi. Ben de ona çok istediğimi söyleyince gözümüzü karartıp gitmeye karar verdik. Bu arada diğer balayı alternatiflerimiz de Capri adası ve Koh Samui idi ama fiyatlar aşağı yukarı aynı yere geliyordu.
Aslında Dubai’de kalmak planımızda yoktu, ancak eşimin bir arkadaşı düğünümüze işi sebebiyle gelemedi ve bize düğün hediyesi olarak 2 gecelik Dubai tatili hediye etti. Uçağa bineceğimiz gün Sinemis’e uğrayıp durumu anlattık, bize hemen vize konusunda yardımcı olacaklarını söylediler. Pasaport fotokopilerimizi bırakıp Atatürk Havalimanı’na geçtik  Ekim ayının 18’inde akşam 7 civarı Emirates ile önce Dubai’ye oradan da Maldivler’in başkenti olan Male‘ye uçtuk. Eşimin ilk yurt dışına çıkışıydı, benimse ikinci. Dubai’ye uçuş 4 saat civarı, Male’ye de yine o civarda sürüyor.
Havayolu konusunda 3 sene önce sadece Emirates ve Qatar vardı ve aktarmalı uçuluyordu. Şimdi THY de başladı uçmaya. Aktarmasız gitmek isterseniz iyi olabilir. Ben artık Thy’ye zerrece güvenmediğim ve izledikleri politikaları tasvip etmediğim için binmemeye çalışıyorum. Emirates’e hayran kaldığımı ise söylemeden geçemeyeceğim. Uçuş içi eğlence harika, bir sürü iyi film vardı izlemek için. Yemekler ayrı bir lezzetliydi zaten. Bir de büyük yolcu uçağına binince (3 sıra koltuk olandan) oldukça keyif aldık. Asıl sürpriz uçakta balayı çifti olduğumuz için ikram edilen pasta ve şampanyaydı, bir de fotoğrafımızı çekip hemen verdiler. Şimdi işyerindeki masamdan bana bakıyor.
Bunun üzerine Fly Emirates demek istiyorum 🙂
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
Uçaktan korkan bir insanım doğruya doğru, o yüzden Male’ye olan uçuşun sonlarına doğru içim sıkılmaya başlamıştı. Önce X-Men First Class ardından da Kung Fu Panda 2 izlemiştim ama yol bitmek bilmiyordu. Bir ara ağlama krizine girecek gibi oldum, sonunda güvenle indik de rahatladım. Bu arada uçakta dışarısını görebileceğiniz kameralar var, uçak inişe geçtiğinde aşağı kameradan yeryüzünün yaklaştığını ekranınızdan izleyebiliyorsunuz. Biz de inerken heyecanla masmavi okyanusa baktık 🙂
Havalimanında bizi otelimizin tabelasını tutan bir görevli karşıladı. Bir otobüse bindirilip deniz uçaklarının kalktığı küçük terminale geçtik. Otelimiz Hilton Irufushi‘ydi. Şimdi ismi Sun Siyam Iru Fushi olmuş.  Oteli seçerken turda çalışan kişi Male‘ye yakın yerlerde denizin güzel olduğunu ancak merkezden uzakta daha da berrak ve temiz olduğunu söylemişti. Bilmiyorum gerçekte öyle mi ama inandık ve ok dedik. Uzaktaki adalara gitmenin tek yolu deniz uçağına binmek. Aslında bu da otel seçiminde etkili oldu, çünkü hayatta bir daha böyle bir fırsatımız olamaz diye düşündük. Otelimizin lounge’unda beklerken bize serin havlu ikram ettiler, o sıcak ve nemli havada inanılmaz güzel bir etkisi oldu. İçeceklerimizi içtik, ailemize facebooktan indiğimize dair mesaj attık ve konforlu bir şekilde uçağımızı bekledik.
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
Bindiğimiz uçak 15-16 kişilik, TransMaldivian diye bir havayoluna ait. Pilotlarımız işte bu çıplak ayaklı adamlar. Kokpitteki bütün göstergeler bir işe yaramıyormuş gibi gözüküyor, sadece bu ortadaki aparat asıl yön bulucu gibi geldi bize. Allah’a emanet uçtuk gittik 45 dakika. İnanılmaz bir motor gürültüsü var, sarı tıkaçları tıktık kulaklarımıza.
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
Manzaralar muhteşemdi. İniş ve kalkışlarımızı da videoya aldık, izleyebilirsiniz.
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa

aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
Uçak iskeleye yanaştı ve bizi personel yine soğuk havlularla karşıladı. Saatimizi Male saatinden 1 saat ileri almamızı rica ettiler, adalar arası bile saat farkı var. Bizi sahilde oturtup içecek ikram ettiler. Adanın güzelliğinden o kadar etkilenmiştik ki şaşkın olmuştuk resmen. Kendimi bir filmin içinde zannettim. Yarım saat kadar sonra bizi odamıza daha doğrusu water bungalow denen deniz üzerindeki villamıza golf arabası ile götürdüler. Bu arabalara buggy deniyormuş.
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
İşte bu da kaldığımız villamız. Yatak denize bakıyor, balkonumuzdan hemen denize atlayabiliyoruz üstelik sağdan soldan kapalı olduğu için gizliliğinizin korunduğunu hissediyorsunuz. Sadece denizde olup villanın tam karşısında yüzen biri balkonu ve villanın içini görebiliyor.
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
Kapının önünde küçük bir posta kutumuz vardı her gün ertesi günkü aktivitelere dair bilgilendirme yazısı geliyordu. Kablolu internet bedavaydı ama kablosuz paralıydı. Biz netbook getirdiğimiz için sıkıntı çekmedik. Adaya bir kez geldiğiniz zaman başka bir yere geçiş olmuyor, hani Male’ye döneyim orayı gezeyim bir gün deseniz deniz uçağı parası vermeniz gerek tekrardan.
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa

Ada muhteşem, otel orta kalabalık olmasına rağmen özellikle öğlenleri sahiller çok ıssız, sanki tüm ada seninmiş duygusunu hissedebiliyorsun. Benim en şaşırdığım şey kumlara çıplak ayakla rahatça basabilmek oldu, çünkü kumlar Türkiye’deki gibi ışığı emmiyor tersine yansıtıyor bu yüzden ayağınız yanmıyor. O incecik kumu ayaklarınızın altında hissetmek harika. Tatil boyunca çıplak ayak gezdik diyebilirim. Denize girmek için Decathlon’dan deniz ayakkabısı aldık, yanlışlıkla kestaneye falan basarız diye korktuk.

aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa

Villamızın yüz metre ilerisinde minik mercan kayalıkları vardı, şnorkeli alıp gittiğimizde harika küçüklü  büyüklü renk renk balıklar gördük. Biz yanımızda kendi şnorkelimizi getirmiştik ama ücretsiz kiralama imkanı da var. Şimdi böyle bir yerde eminim sizin de aklınıza köpekbalığı geliyordur ama gelmesin çünkü 1976’dan beri  bir saldırı yaşanmamış.

aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa