Tag Archives: girit gezilecek yerler

Girit Adası

Heraklio’ya (Türkçesi Kandiye) öğleden sonra 13 gibi vardık.
Girit’te üç havaalanı var. Biri Hanya’da batıda, biri Heraklio’da ortası sayılır, biri de Sitio’da adanın doğusunda. Biz Heraklio’yu tercih ettik ancak Hanya’ya gitsek daha iyi olurmuş çünkü oraları gezdik ağırlıklı olarak. Girit’e Aegen Airlines ile uçabilirsiniz. Çok sık uçuş var. Üstelik pır pır uçakla filan değil Airbus ile uçuyorlar. 40 dk filan sürüyor uçuş.
Atina’ya uçmadan birkaç gün önce Girit’te 6.4 şiddetinde deprem olmuştu. Acaba tatili iptal mi etsek filan demiştik ama sonra vazgeçtik. Ama tatil boyunca deprem hep aklımızdaydı. Özellikle tek tarafı uçurum olan yollardan geçerken normalden daha fazla korktuk.
Havaalanındaki yerel şirketten  5 günlüğüne 110 euroya araba kiraladık. Bu fiyat sezon sonu olduğu için uygun tabii. Harita elimde birkaç kez yolu şaşırdık ama bir şekilde oteli bulduk. Hemen denize yakın ana çarşılara 10 dk mesafade Kronos isimli bir otel. Gecelik 50 euro olduğu için tercih ettik. Otel idare eder ama büyük beklentilerle gitmeyin. Madem öğle vakti geldik denizi kaçırmayalım diye hemen mayolarımızı giyinip arabayla yola koyulduk. Şehre birkaç km’de güzel sakin bir plaj bulmuştum Ligaria isminde oraya gittik. Sahil ve denizin içi çakıllıydı ancak deniz temiz ve çok hafif dalgalıydı. Burayı da koy olarak tavsiye ederim.
Girit’te gezilecek o kadar çok koy var ki… Gitmeden önce www.cretanbeaches.com adresinden plajlar belirlemiştim onları tercih etmeye çalıştık. Size de tavsiye ederim. Biz adanın güneyine inemedik bile, ada gibi değil zaten başlı başına bir mini ülke olabilir. 1 hafta gezseniz yine de bitiremezsiniz. Özellikle güneyinde de çok güzel plajları varmış.
Trekking severler içinse yine adanın güneyinde Samarian Gorge isimli bir kanyon var orayı tavsiye ederim.
Ligaria
Ligaria
İlk akşam yemeğimiz için Ladokolla isimli mekanı tercih ettik.  Mezelerden ortaya karışık bir şeyler söyledik. Fena değildi gidilebilir. Melanzanosalata yani patlıcan salata dediğimiz meze onlarda da var. O kadar ada dolaştık iki tane birbirinin aynı şekilde yapılanına görmedik. Buradakinde közlenmiş biber falan da vardı. Bazılarında maydonoz veya domates filan koyuyorlar.
Heraklio sahilinden manzara
Heraklio sahilinden manzara – yamuk çekmişim
Akşam merkezde biraz dolandık. Buradaki ortam çok ilginç. Gençler çarşının meydanında gruplar halinde toplanıp ayakta duruyor ve muhabbet ediyorlar. Saat 10’dan sonra içki içilen mekanlar insan kaynıyor. Meydana bakan barların bistro masaları dışarıda ve herkes kesişiyor. Girit’te üniversite olduğunu biliyor muydunuz? Biz öğrenince çok şaşırmıştık.
Aslanlı Çeşme
Aslanlı Çeşme
Sabah kahvaltıdan sonra ilk işimiz benim yenecek de yenecek diye tutturduğum bugatsa’cıya gitmek oldu. Bugatsa diye yazılıyor ama poğaça gibi okunuyor. Heraklion’un çarşısının ortasında tarihi aslanlı bir çeşme var. Hemen orada yan yana iki pastane göreceksiniz. Birinde Kipkop yazıyor, aslında Kirkor diye okunuyor. Orası bugatsayı en iyi yapan yermiş. Bu bir tür tatlı, biraz laz böreğini andırıyor, dışı milföylü gibi çıtırımsı, içi kremamsı ve yumuşak. Sıcak servis ediliyor. Üzerine tarçın ve pudra şekeri döküyorlar. Emre pek beğenmedi ama ben çok sevdim. Yöresel lezzet arayanlardansanız uğrayın. Bugatsa ile kavuşmam Rum ev sahibimiz sayesinde neredeyse 3 yıl sonra Amerika’da olacakmış, tabii o zamanlar haberim yok. 🙂
Bugatsa
Bugatsa
Burada değil ama Resmo’da bir de elle kadayıf döken yaşlı bir usta varmış, onu bulmak için vaktimiz olmadı. Sizin belki şansınız olur. Aklınızda olsun.
manzaralı yollar
manzaralı yollar
Heraklion’dan Hanya’ya gitmek için sabah yola koyulduk. Heraklion’a yakın bir plajda bir yüzme molası verdik. Plajın ismini not almamışım ama Mononaftis olduğunu tahmin ediyorum. Ara ara güneş gittiğinden gözümüz hep bulutlardaydı. Bu plaj da kumlu ve sığ olması sebebi ile aileler için uygun.
girit035
Yola devam ettik ve hava biraz kapandı. O gün yolda olduğumuz için sevindik hiç değilse güneşli günde yolda değiliz dedik. Hanya’ya rezervasyonsuz gittik. İlk beğendiğim pansiyonda yer bulamadık. Sonraki otelde yer vardı ve gayet beğendik. Otelin ismi Palazzo Duca,  gecelik 60 euro fiyatı vardı. Sanırım kahvaltı da dahildi. Kesinlikle tavsiye ederim. Hanya’nın tam göbeğinde meşhur Tamam Restoran’ın çaprazında 🙂
Hanya
Hanya
Hanya o kadar güzel bir şehir ki! Eski küçük evleri ve sokakları yerli yerinde. Sıcacık bir havası var. Kesinlikle kaybolmak isteyeceğiniz ara sokakları var.
Hanya - Yalı Cami
Hanya – Yalı Cami
Tamam Restoran
Tamam Restoran
İlk akşam yemeğimizi Löplöpçülerin tavsiyesi olan Tamam Restoran’da yedik ve tatilin geri kalanındaki yemeklerin hiçbiri o seviyeye ulaşamadı.
Oğlak
Fırında Oğlak
Eşim fırında oğlak söyledi, ben de şaraplı tavşan söyledim. Ortaya gelen salata güzeldi ama dereotlu olmasaydı ben daha mutlu olacaktım. Hayatımda ilk kez tavşan yedim ve çok beğendim. Eşimin keçisi ise kesinlikle kokmuyordu ve ağızda dağılıyordu.
Şaraplı tavşan
Şaraplı tavşan
Semih Bey’in tavsiyesi olan ahtapot yoktu ama diğer yemekler muhteşemdi. Bizden başka 2 Türk aile daha geldi mekana. Sonraki gecelerde bayramın başlamasıyla birlikte birçok Türk’ü daha gördük bu restoranda.
Afrata koyu
Afrata koyu
Ertesi sabah eşime seni küçük ve kimsenin bilmediği bir plaja götüreceğim dedim. Şaşırdı tabii. Yine düştük yollara, batıya doğru ilerledik. Köylerin ve bu sefer derin koyakların arasından geçerek Afrata koyuna geldik. Girit çok büyük bir ada, belki ikiyüzden fazla koyu vardır ama öyle meşhur ki ekimin sonunda bile o küçücük koyda bizden başka 5 araba daha vardı. Rüzgar çoktu ama koy rüzgar almadığından rahat rahat yüzdük. Sonrasında arkadaki küçük tavernada patates kızartması, dakos ve yunan salatası ve bira ile öğle yemeğimizi yedik. Dakos Girit’e özgü bir meze diyebiliriz.  Sert ekmek üzerine domates, feta peyniri ve zeytinyağı konuyor. Domatesin suyu ve zeytinyağı ekmeği yumuşatıyor ve hoş bir lezzet ortaya çıkıyor.
Afrata koyu
Afrata koyu
Öğleden sonra 3 gibi Elafonisi plajına gitmeyi düşündük ancak hava bozup atıştırmaya başlayınca vazgeçtik. Dönüş yolunda şaraphane var hadi girelim diyerek adını sanını bilmediğimiz mekana daldık.
girit046
girit- kara kara bulutlar denize girmemizi engelledi
Mekanın harika çıktığını söylemek isterdim ama çok başarılı bir yer değildi. Bizi karşılayan adam Feridun Düzağaç’ın Yunanistan şubesi gibiydi. Biraz içeride gezdik, genelde düşük kalite şaraplar yapıyorlar.
şarap dolumu
şarap dolumu
Plastik şişeye doluyordu çoğu. Üst kattaki tadım odasında birkaç tane denedik sohbet edip ne kadar da aynı olduğumuzdan bahsettik. Sonrasında ayıp olmasın diye iki şişe şarap aldık. Çok pahalı olur falan demiştik ama şişesine 3 euro verdik.
ben kısaca FD :)
ben kısaca FD 🙂
Adı Pnevmatikaki, ucuz ve orta karar bir şarap isterseniz uğrayın. Aslında Girit’te çok güzel şaraphaneler var. Biz gezimizde denize odaklandığımız için güzellerine gidemedik ama siz küçük bir araştırma ile bunlara ulaşabilirsiniz.
girit051
Sfakian pie – ballı gözleme gibi bir şey
O geceki yemeğimizi ise Chrisostomos isimli mekanda yedik. Burada büyük umutlarla sipariş ettiğimiz keçi yemeği kokulu gelince bitirmekte zorlandık.
Kokulu keçi :(
Kokulu keçi 🙁
Girit’te güzel bir adet var. Her yemeğin sonunda eksiksiz tüm restoranlarda rakı dedikleri anasonsuz sert içki geliyor. Rakı ya da yanılmıyorsam diğer adı ile tsipuro, grappa gibi şaraplık üzümlerden arta kalanların damıtılmasıyla yapılıyor.
Rakı ve tatlı ikramı
Rakı ve tatlı ikramı
Yemeğe gitmeden önce Hanya feneri:
deniz feneri - hanya
deniz feneri – hanya
Aslında o geceki yemek için hayalim Thalassino Ageri isimli balıkçıydı ama mevsimden ötürü korkunç bir fırtına vardı ve mekan da bu yüzden kapalıydı. Belki siz denersiniz ve yorumlarınızı paylaşırsınız?
thalassino ageri
thalassino ageri
Girit’in en güzel plajı bence Balos. Ama ulaşması en zor olanı da o.
Balos’a gitmeden önce internette yolun çok kötü olduğunu okumuştum. Ancak ulaşım aracına dair iki farklı görüş vardı; birisi sakın jip almadan gitmeyin diğeri ise yol kötü ama jip şart değil şeklindeydi. Eşim de biz gideriz dert etme dedi ve minnak Nissan Micra’mız ile Balos yollarına düştük.
Balos yollarında
Balos yollarında
Kötü yola girmeden önce kişi başı 4-5 euro gibi bir şeyler verip bilet alıyorsun, sanırım milli park statüsünde  bir yer burası. Bileti kesen kadın yolun 7 km olduğunu söyledi. Biz o yedi kilometreyi 45 dakikada gittik. 🙂 Yol toprak, yer yer beton dökülmüş ama yine de yağmurlar yüzünden sol taraftaki tepeden çamurlar kayalar yolun üstüne akmış. Hep yokuş yukarı ve iki araba zor sığıyor. Sağ taraf ise denize bakan uçurum. Manzara çok güzel fakat akıllardan çıkmayan soru şu; araba bozulursa ne yaparız dağın başında? 45 dakikanın sonunda bir tepeye geldik. Arabayı bıraktık. Bundan sonrası yürüyerek. Hemen önden giden bir grubun peşine takıldık.
Balos yolunda
Balos yolunda
Emre önümde, sabah 10 filan gibi dağların arasından ilerliyoruz. Denize yaklaştığımızı düşündüğüm anda gözümü Emre’den ayırmadım çünkü denizi gördüğündeki şaşkınlığı ve beğeniyi görmek istiyordum. Gördüm de 🙂
Geldiğimiz yol
Geldiğimiz yol
İşte Balos!
İşte Balos!
Balos doğal bir lagün. Sadece tek tarafından su girişi var, orta kısmındaki su havuz gibi ve en fazla bele kadar geliyor.
Balos - Girit
Balos – Girit
Balos
Balos
Balos
Balos
Sezon sonu diye mi bilmem ama büfede fazla yiyecek bir şey yoktu mümkünse kendiniz bir şeyler getirin.
Balos
Balos

Böyle de küçük su lagüncükleri oluşmuş. bunlarda yüzen birkaç kişi gördük. Çok imrendik ama geri çıkamayız diye girmedik.

Balos
Balos
Balos
Balos

Burası denizi lagünden ayıran doğal kaya oluşumu:

Balos
Balos
balos
balos
Öğlen 2-3’e kadar Balos’ta takıldık. Balos’a gelmenin bir yolu daha var. Araba kullanamıyorum derseniz kişi başı 19 euro civarında  para vererek Kissamos’tan kalkan teknelerle gelebilirsiniz. Önce kara yoluyla ulaşılamayan Gramvousa Adası’na uğruyor tekne, ki orası da harikaymış, sonra 2 civarı Balos’a yanaşıyor, akşam da yine aldığı yere bırakıyor. Gördüğünüz gibi tekneciler etrafa çil yavrusu gibi dağılırken biz kaçtık.
girit067
Dönüşte Balos’un çıkışındaki küçük bir köy meydanın olduğu yerdeki bir mekanda bir şeyler atıştırdık. Sonrasında güneşin denize battığı plaj olan Fallasarna tarafına geçtik.
Fallasarna
Fallasarna
Fallasarna’ya bir tepeden iniliyor ancak plajın hemen arkası seralar ile dolu. İnternette bu plajın da iyi olduğunu söyleyenler var ancak birileri de seralardaki ilaçlı suların buraya aktığını söylemiş. Biz sadece buraya tepeden bakan bir restorana gidip güneşin batışını izledik ve hakiki Yunan birası Fix içtik. Ne yazık ki hava az bulutlu olduğundan istedğimiz görüntüye ulaşamadık. 🙁
Hakiki Yunan birası Fix!
Hakiki Yunan birası Fix!
Kahrolsun bulutlar!
Kahrolsun bulutlar!
O geceki yemeğimizi To Xani isimli mekanda yedik. Çok kötü değildi ama çok mükemmel de değildi.
bir çeşit soğan turşusu
Girit’e özgü bir çeşit soğan turşusu
girit073
Toprak kaplar hoş olmuş
Canlı müzik
Canlı müzik
Sonradan pişman olduk neden Cevriye Hanım şarkısı istemedik diye. Hatırlamak isteyenler için aşağıda paylaştım. Yunanca orijinal ismi ise Katerina Mou:

Son günümüzde diğer bir meşhur plaj Elafonissi’ye gitmeye karar
veriyoruz. Eşimin söyleyemediği haliyle elafonidis 🙂 Balos’tan sonra aynı güzelliği bulamayacağımızı düşünüyordum ama Balos’u aratmadı gerçekten. Plajının kumu pembe renkli. Evet bildiğiniz pembe. Milyarlarca küçük deniz kabuğunun ufalarak kum haline gelmesi ile oluşurmuş bu pembe kumlar.
Elafonissi
Elafonissi
Buranın özelliği  de lagünümsü olması. Ortada çok sığ kumluk bir alan var. Küçük Çocuğu olanlar burada rahat eder, büyükler içinse hafif dalgalı asıl denizin olduğu kısım var. Dibi kum ama hemen derinleşiyor.
Elafonissi
Elafonissi
Gayet temiz ve keyifli. Plajda şemsiye kiralayabileceğiniz gibi kuma hasır atıp oturabilirsiniz de.
Elafonissi
Elafonissi
Burada bir de sürpriz yaşadık.  Biz biraz etrafı keşfe çıktık. Kum tepeleri minik minik koylar yaratmış. Sahilden yürüdük ve birkaç koy sonrasında bizden başka  üstsüz bir teyze ile amcanın olduğu yere havlularımızı serdik. Ancak 15 dakika sonra amcanın anadan üryan olduğunu, 10 dk sonra ise teyzenin de bikinisinin altını çıkardığını gördük. Ben nüdistler olduğunu internette okumuştum ancak kalabalık bir plajda karşılaşmayı beklemiyordum. Yerimizden kalkmadık. Birkaç saat sonra başka bir nüdist grup geldi. Ama rahatsız olmadık kendi hallerinde takılıyorlar zaten.
Elafonissi
Elafonissi
Uçağımız Heraklion’dan kalkacağından saat 3 civarı dönüş yoluna koyulduk. Yanımızda atıştıracak çok bir şey de kalmadığı için son bir gayret yemek yemeden dayandık. Nasılsa Heraklion’da otele eşyaları atar rahat rahat yeriz yemeğimizi demiştik. Ancak otele vardığımızda yer olmadığını öğrendik. Başka otel bulmak içinse internete ihtiyacımız vardı. Biz de eski otelimizin dibinde dikilerek lobisindeki ücretsiz wi-fi’den yararlanarak kendimize yeni bir yer bulduk. 🙂 Bir gece kalacağımız için sıkıntı etmedik ancak yeni bulduğumuz otelin içi eskiydi.  Ne yazık ki otelin adını not almamışım.
Akşam yemeğinde birkaç gün önce yediğimiz yerin az ötesindeki “ouzeri tou terzaki”yi tercih ettik. Sezon sonu olduğundan mekan çok sakindi. Yemekler fena değildi. Yunan Adaları’nda deniz ürünü yiyecekseniz dikkat etmeniz gereken bir şey var. Kanun gereği dondurulmuş deniz ürününü belirtmeleri gerek. İngilizce menülerde de yazıyor yanında frozen diye. Yunancada is kat kelimesine dikkat edin. Biz çoğu yerde menüde donmuş yazısını görünce deniz ürünü tercih etmedik. Aklınızda olsun.
Sabahın köründe kalktık, sağolsun resepsiyondaki görevli erken yola çıkacağımız için bize kahvaltı hazırlatmıştı. Havalimanı 2 km uzakta olduğundan çok da zamanı sıkıntı yapmadık. Ancak yanılmışız. Hayatımızın en büyük paniğini yaşadık sanırım. Fakat Atina’da başımıza gelecekleri önceden bilebilseydik dönmek için acele etmezdik.
Şehrin içinden havalimanına ulaşmaya çalışırken bir noktadan sonra tabelalar kayboldu ve ters yöne gitmeye başladığımızı fark ettik. Sabahın köründe etrafta kimse de yok!! Yolda bir teyze gördük. Airport! Airport! diye bağırdık. Kadın anlamayınca Atina’daki broşürde görüp öğrendiğim “aerodromio” kelimesini söylemesini istedim eşimden. Teyze bu sefer anladı ve yolu gösterdi. Ama saptığımız yol tam ortadan 1 metre yüksekliğinde betonla ayrıldığından bir türlü geri dönüş yapamıyorduk. 5 dakika kadar böyle gittikten (bu sırada panik bizi esir almıştı çoktan) sonra bir göbeğe geldik, u dönüşü yaptık. 5 dakika sonra havalimanını ulaştık ve rahatladık.
Bu arada ben Yunanca bilmiyorum ama 92 yılından beri her yaz Çeşme’ye gideriz ve o eski yıllarda Türk tv kanalları pek çekmezdi. Ben de Yunan kanallarını izleyerek, sayı saymayı, haftanın günlerini ve büyük harfleri okumayı kendi kendime söktüm. Bu nedenle de havalimanındaki broşürü okumayı başardım. 🙂
Uçağa zamanında yetiştik. Asıl sorun Atina’da çıktı.
Bir aksilik rötar vb olur diye Girit – Atina uçağını erken saate almıştık. Önce Pegasus kontuarı açılmak bilmedi. Uçuşa 1,5 saat kala anca açıldı. En erken biz gelmiş olmamıza rağmen yine sıra bekledik. Kalkış saati geldiğinde kapılar hala açılmamıştı. Saat altı civarı uçağın tekerinde sorun olduğunu, bu durumda uçuşun büyük risk taşıması sebebiyle teker değiştikten sonra kalkış olacağını  belirten anonsu duyduk. 2 saat kadar tekerin değişmesini bekledik. Yine bir anons, Yunanistan’da bizim uçağa uyan teker yok. Thy’nin gelen uçağı ile teker getirteceklermiş. Saat 22.00’ye kadar bir gelişme beklemeyin! Haydaaa! Bayramın son günü! Ertesi güne  hazırlamam gereken sunum var! Hesabıma göre akşam en geç 8 de eve varsam 12’ye kadar halledeceğim ama ben daha Atina’dayım. Bu sırada isyan bayrakları açıldı. Herkes höykürecek yetkili arıyor. Bütün gece boyunca hiç Türk yetkili gelmedi, sadece Yunanlarla muhatap olduk. Bir müddet sonra yemek kuponları dağıtıldı, gittik Mcdonalds’da yedik. Saat 10 civarı birileri geldi dedi ki; Thy ile teker gelemedi, sizi saat iki’de İzmir’den uçak gelecek ona bindireceğiz. Haydaa! Bu noktada artık otelde kalabilirsiniz dediler, isteyen otele gitti. Biz gitmedik, eşim kucağıma uzanıp uyudu. Ben de elimdeki Stephen King kitabını (300 sayfa falandı galiba) okuyup bitirdim. İzmir’den uçak sabah 4’te geldi. İçeride önce hostes sonra kaptan açıklama yaptı. Thy’nin tekeri kabul etmediğini söyledi ki tam onlardan beklenecek hareket! Ama tabii ne kadar doğru bilemeyiz. 04.30’da kalkış yaptık. 6.30’da evdeydik. 7’ye kadar yarım saat kestirip işe gittik!
Tüm bunlardan sonra Pegasus’a şikayet dilekçemizi yazdık. Birkaç gün sonra cevap geldi, meydana gelen aksaklık sebebiyle kişi başı 250 euro ödeme yapabileceklerini söylemişler. Biz de kabul ettik ve kendilerini affettik. Yaklaşık 1 ay sonra da ödemeyi gerçekleştirdiler. Seyahatimiz çok güzeldi ama sonu biraz yorucu oldu.