Tag Archives: nerede yenir

Sakız Adası Gezisi

7 Eylül 2013 cumartesi sabahı 9.30 gibi Sakız Adası‘na hareket ettik. Birçoğunuzun bildiği gibi bu adaya Çeşme‘den kalkan motorlarla gidiliyor. Bizim vizemiz vardı fakat Saygıncımların olmadığından kapıda vize için biraz bekledik. İçeri girmemiz 11.45’i buldu. Sonrasında bir müddet de eşlerimizin kiralık araç bulmasını bekledik.

Önce kalacağımız pansiyona gittik. Ancak google maps’te birileri pansiyonun yerini yanlış işaretlemiş. Tanımadığımız insanların evlerinin avlularına girip kornaya bastık filan. Adam tüfekle çıkıp bizi kovalasa ne yapardık bilmiyorum.

 

Su çarkı
Su çarkı

 

Sonrasında başka bir mekana sorarak pansiyonumuz Manganos Hotel’i bulduk. Portakal bahçeleri içinde güzel avlulu, su çarkı olan küçük bir pansiyon…

 

Manganos Hotel
Manganos Hotel
emborio- volcano taverna
emborio

 

Yerleştikten sonra Lithi‘ye gitmek için yola çıktık. Ancak yolu hemen bulamayınca, bir de açlık artınca yakınlardaki Emborios‘a gidelim dedik. Yemek yediğimiz restoranın adı Volcano (Hephaistos).

 

IMG_5867
Volcano Taverna

 

Grek salatası, cacık, mastelo peyniri, kalamar tava, aterina (küçük gümüş balığı), ızgara karides sipariş ettik. Aterinalar küçük olduğu için kafasıyla ve temizlenmeden kızartılıyor bu yüzden tadı biraz acıydı. Kalamar çıtır çıtırdı. Karidesler de iyiydi. En başarısız salataydı. Yarım litre de şarap içip 48,5 euro hesap ödedik.

 

IMG_5869
Kalamar tava

 

Izgara Mastelo peyniri
Izgara Mastelo peyniri
aterina
aterina
ızgara karides
ızgara karides

Emborios çok sessiz bir koy. Birkaç ev dışında bir şey yok. Biraz ilerideki Mavra Volia plajında denize girdik. Plajın sahili volkanik siyah taştan oluşmuş. Gayet berrak suları vardı, çok keyif aldık. Dönüş yolunda dış cephesi değişik desenli evlerin bulunduğu Pirgi köyünden geçtik.

 

Emborio
Emborio

Emborio’dan da denize girilebilir gibi geldi bana ancak dibi çakıl ve bol bol deniz kestanesi var. Deniz ayakkabınız varsa şansınızı deneyin.

Emborio
Emborio
Mavra Volia plajı
Mavra Volia plajı

 

Akşam yemeği için Hotzas isimli tavernayı tercih ettik. Mekanın arka tarafında bir iç bahçesi var. 8.30 civarı oturduğumuzda kimse yoktu ama sonrasında kalabalıklaşmış. Burada börülceli salata, ot salatası, keçi eti tandır, fava, o güne özel yapılmış olan mandalinalı kurufasulye, otlu mantar ve feta peynirli patlıcan sipariş etmiştik.

 

IMG_5918
Mandalinalı kurufasulye
IMG_5919
keçi tandır
mantarlı ot
mantarlı ot

 

Ama sonra ben bunları yiyemeden hastalandım.  Saygın ve Sümeyra biraz yiyebilmişler Allah’tan… Apar topar hastaneye gittik, acillerde bekledik. Gece 12’de serumlar yedim.

 

IMG_5930

 

Bu yüzden sabah çok erken kalkamadık. Önceki gün gidemediğimiz Lithi’ye doğru dağların arasından ilerledik. Çeşme manzaralı bir tepede durup fotoğraf çekildik.

 

Elinda koyu
Elinda koyu
Elinda koyu
Elinda koyu

 

Bol virajlı yollardan sonra nefis bir koy olan Elinda’ya geldik. Taşlık bir plaj, rüzgar tersten estiği için suyu durgun ama soğuk. Emre şnorkelle gezdi ve dibinde kocaman balıklar olduğunu söyledi. Hayatımda hiç bu kadar güzel bir koyu ıssız görmemiştim. Çok beğendim. Emre, Saygın ve ben yüzdük ama Sümeyra üşüdüğü için o girmedi.

 

Elinda koyu- tepeden
Elinda koyu- tepeden

 

Oradan Lithi’ye devam ettik. Elinda ile Lithi arasında küçük ama acayip güzel bir koy daha gördük. Emre’nin aklı o koyda kaldı. Lithi kumsal ama çok dalga alıyordu biz gittiğimizde. Saygın ve Sümeyra burada yüzdüler sonrasında yemeğe geçtik.

 

Lithi koyu
Lithi koyu

 

Arkadaki tavernalardan birine rast gele girdik. Mekanın ismi Vasili. Grek salata, radika, sirkede ahtapot, kızarmış mastelo peyniri, 4 tane küçük barbun ve kabak mücveri yedik.

 

radika ve grek salata
radika ve grek salata

 

Siparişimiz alan yaşlı amca, sanırım Vasili kendisi oluyor 🙂 mücvet mücvet diyerek kabak mücverini bize tavsiye etti 🙂 O zamandan beri bizim evde mücverin adı mücvet.

 

sirkede ahtapot
sirkede ahtapot
Mücvet :)
Mücvet 🙂

Bunların yanında yarım litre de beyaz şarap söyledik. Barbun 670 gr geldi, kilosu da 48 euro civarıydı. Tüm hesap 65 euro tuttu. Şarap ucuz ama balık pahalı yorumunu yaptık. Radikayı çok beğendik. Ahtapot da sirkeli olduğundan normalde sert olan Yunan usulü ahtapotlara göre çok yumuşaktı. Genel olarak burayı beğendik.

Dönmeden önce merkezden sakız reçeli, sakız likörü, tarçınlı sakız likörü, mastelo peyniri ve sakızlı lokum aldık. Motora binmeden de sakızlı gazozlarımızı alıp motor da yudumladık.

Vaktimiz olursa Sakız’a bir daha gitmeyi düşünüyoruz.

 

Mast gazozu
Mast gazozu

Naksos Adası

Mikonos için tıklayınız…

Naksos Kiklad’ların en büyüğü. En büyüğü olduğu için de yapılacak çok şey var. Tarihi yerlerini gezebilir, dağ köylerine çıkabilirsiniz bizim gibi ya da eğer seviyorsanız rüzgar sörfü ve kite surf için harika sahilleri var. Yapmasanız da gidip izleyebilirsiniz. Naksos, Yunan Adaları içinde kendi kendine yetebilen nadir adalardan. Su kaynakları var bu yüzden tarım ve hayvancılık mevcut. Ve yine bu sebepten güzel peynirleri var.

Burada vapurdan iner inmez ben bir köşede valizlerin başını bekledim eşim de gidip araç kiraladı. Nissan Micra ve 50 euro 🙂 Burada da merkezden 6 km uzaktaki Aya Anna isimli köye geçtik. Kalacak yer araştırması yaparken genç bir arkadaşın blogunda bahsettiği küçük ve temiz bir otel vardı, Artemis Hotel. Blogun ismini ne yazık ki şu an hatırlayamıyorum. Fiyatı da çok uygun olduğu için ,gecelik 45 euro, orayı tercih ettik. Hotel denize 2 dakika mesafede. Burada da deniz çok güzel ama fazla kalabalıktı. Sığ ve dibi kum ama tertemiz. Çocuklu bir aileyseniz rahat edersiniz.Daha çok Alman turistleri gördük diyebilirim.

portara
portara

O akşam üstü güneşi batırmak için Portara denen antik yapının oraya gittik. Portara kapı demek, bu antik mekandan geriye bu kapı çerçevesi kaldığı için böyle isimlendirmişler.

portara
portara Naksos

Mekan M.Ö 530 civarında tapınak olarak inşa edilmeye başlanmış fakat savaşlar yüzünden hiç bitirilememiş. Biz de çoğunluk gibi burada kayalara oturup romantizmin doruklarında güneşi batırdık.

portara naksos
portara naksos

O gece yemeğimizi adanın içine doğru bir meydandaki Fotis Greek Cuisine isimli yerde yedik. Hiç bilmeden girdiğimiz bu yerde yemekler fena değildi. Sonrasında da geceyi her yaz gecesinde olması gerektiği gibi dondurma ile sonlandırdık.

kitron
kitron

Ertesi gün hava kapalıydı biraz. Biz de dağ köylerini gezelim istedik.

naksos
naksos

İlk durağımız Halki köyü oldu. Sadece burada üretilen Kitron isimli likörü ile ünlü. Tahminimizin aksine likör, ağacın kavun büyüklüğündeki meyvelerinden değil de yapraklarından yapılıyor. Ağaçkavunu deniyormuş bu meyveye Türkçede. Minik üretim tesisini gezdik ve ekşi limon lezzetli bu içkinin tadına baktık. Daha ufak şişelerde satılsaydı mesela 10 cl gibi hediyelik olarak götürecektim.

kitron damıtım tesisi
kitron damıtım tesisi

Burada sokaklarda dolaşıp meydana limonata ile ferahladıktan sonra yolumuza Filoti köyüne doğru devam ettik. Filoti’nin en güzel özelliği köy meydanındaki muhteşem büyüklükteki ağaçlar ve onların altında oturma keyfi. Sıcak havada çok iyi geliyor.

Naksos'un tepeleri
Naksos’un tepeleri

Bir sonraki durağımız ise bir yamaca kurulu olan Apiranthos köyü oldu. Daracık sokakları ve mermer yolları ile insanı geçmişe götürüyor.

Apiranthos meydanı
Apiranthos meydanı
Apiranthos meydanı
Apiranthos meydanı

Açlığımızı Yunanca “horta” denen karışık ot haşlaması ve Naksos’a has peynirler ile bastırıyoruz. Yediğimiz mekanın adı Amorginos. Manzarası güzel özellikle balkonda oturursanız. Ana yemekleri tatmadığımız için fazla yorum yapamayacağım.

IMG_7867
Apiranthos manzara
horta denen yeşillikler
horta denen yeşillikler
Naksos peynileri
Naksos peynileri

Sonrasında balıkçı köyü Moutsouna’ya devam ettik ama karnımız tok olduğu için orada sadece denize girdik. Ne yazık ki oranın fotoğrafını çekmemişim.

uzaktan moutsuna
uzaktan moutsuna

O gece yemeğimizi labirent gibi sokakların arasında yer alan Vasilis isimli mekanda yedik. Ben Ahtapot stifado yani güveç yedim. Eşim tavuklu bir şey yedi ama sanırım çok beğenmemişti, tuzlu gelmişti. Ahtapot da idare ederdi.

IMG_7909
grek salata
IMG_7910
ahtapot güveç
IMG_7911
tavuklu bişi 🙂

Ertesi gün daha çok Aya Prokopis’te takıldık. Burası da sığ ve dalgasız bir kumsal. Aya Anna’dan çok bir farkı yoktu. Adanın bu tarafa bakan plajları hep bu şekilde.

naksos plajları
naksos plajları

 

axiotissa
axiotissa

Akşam dönüşte resepsiyonda çalışan kızın tavsiye ettiği Axiotissa isimli restorana gittik. Sanırım akşam 7 civarı gittiğimiz için şanslıydık çünkü hep kalabalık olan bir yermiş. 9’a kadar yiyip kalkmak şartıyla oturabilirsiniz dediler. Bu restoranda birçok şey organikmiş.

börek
börek

Ortaya patlıcanlı börek söyledik, eşim tas kebabı gibi bir şey söyledi bense fırında keçi sipariş ettim.

IMG_7954

Girit tatilimizde bir iyi keçi yemeği vardı, bir de kötü demeyelim ama kokulu keçi yemeği vardı 🙂

keçiiii
keçiiii

Bu yüzden biraz risk almıştım diyebilirim ama yemek çok harika çıktı. Etler tel tel kemiğin üzerinden dökülüyordu ve koyun keçi yemeklerindeki o bildiğiniz koku yoktu. Bayıla bayıla yedik. Türkiye’de böyle keçi pişiren yer varsa lütfen paylaşın yorumlarda. Yanında da bir Yunan birası içtim. Tinos  adasında üretilen Nissos birası. Bol şerbetçi otlu tadıyla keçinin yağlı tadını çok güzel kesti ve her yudumda damağımı temizledi. Bulabilirseniz tadına bakın mutlaka.

nisos bira
nisos bira

Bu adada Portara dışındaki tarihi yerlere pek uğramadık ama benim aklımın kaldığı bir şey var. İkisi Melanes’te ve biri de Apollonas’ta olmak üzere iki köyün yakınlarında devasa üç heykel varmış. Kouros deniyormuş bunlara. M.Ö 6. Yüzyıla dayanan bir geçmişleri var ve tanrı Dionysos’u simgeledikleri düşünülüyormuş.

naksos
naksos

Ertesi sabah diğer adaya geçmeden önce arabayı teslim edip valizleri de kiralama şirketine emanet edip eski şehrin içinde gezintiye çıktık.

naksos
naksos

Şehrin labirent gibi bir yapısı var. Bunun sebebi eskiden sürekli gerçekleşen korsan saldırılarından kaleyi korumak istemeleri.

naksos
naksos

Bir şekilde biz de kendimizi nasıl olduğunu bilmeden kalenin içinde bir yerde bulduk. Ayrılmadan önce liman ve Portara manzarasının fotoğraflarını çektik.

IMG_7980

IMG_7974

naksos
naksos

Folegandros için tıklayınız…

Paros ve Anti Paros Adaları

Santorini için tıklayınız…

Burada sahilin dibinde bir pansiyonda kaldık. Adı Stella Hotel ama bence pansiyon 🙂 Folegandros ve Santorini’den sonra biraz gariban hissetmedik değil hani. Pansiyon sahilin dibinde ama bizim oda arkaya bakıyor. Yatak odası biraz küçük, eşyalar eski ama temiz diyebiliriz. Kısıtlı alanda her şeyi yapmaya çalışmışlar. Klima var, su ısıtıcısı var, saç kurutma makinesi bile vardı. Ufak bir sepette sallama çay ve kahve de vardı. Sahibi Stella Hanım araba kiralamak için de yardımcı olmak istedi ama ellerinde araba kalmamış. Sonrasında biz başka bir yerden bulduk.

paros'ta gün batımı
paros’ta gün batımı

İlk gün adanın güneyindeki birkaç koyda denize girdik ama ne yazık ki o koyların ismini not almayı atlamışım. Yanlış hatırlamıyorsam Aliki plajına gitmiştik. Bir de kuzeydeki garip kaya formasyonlarının olduğu Kolimbitres’e de uğradık orası da ilginç tavsiye ederim.

noussa
naoussa

Paros’un meşhur balıkçı kasabası Naoussa’ya da gittik. Tüm seyahatimiz boyunca ilk kez deniz ürünü niyetiyle oturmuştuk ancak hayal kırıklığı ile kalktık. Eşim balık bakmaya içeri girdi sonra beş karış suratla döndü. Bir balığın gözü yok öbürlerinin de kafası yok dedi. Birçok kişi balığın tazeliğinin gözünden ve solungaç renginden anlaşıldığını bilir. Bunun üzerine ızgara ahtapot ve grek salata yiyip kalktık. Sanırım balığa bakmadan sipariş vermiştik yoksa kalkıp giderdik. Burada iki çift laf edelim, tüm Yunanistan gezilerimiz sırasında açık bir şekilde kazıklanmaya çalıştığımız tek yer burası oldu. Evet Santorini de margarinli yemeğe denk gelmiştik ama bayat balık kakalamaya çalışmak ondan daha aşağılık bir şey.

levantis
levantis

O gece Levantis isimli Restoran’da yemek yedik. Modern Yunan mutfağı diyebileceğim bir tarzları vardı. Ama ilginç bir şekilde bizim mutfaktan da bir şeyler almışlar. Menüde mantı ve patatesli gözleme de vardı. Mesela gördüğünüz şey daha sulu yoğurttan yapılmış cacık ama içinde nane ve dolmalık fıstık var.

levantis tavşan
levantis tavşan

Ben ana yemek olarak tavşan istedim, biraz kuruydu. Emre’nin yemeğiise fırında kuzuydu. O beğendi. Başlangıçlar da güzeldi.

levantis salata
levantis salata üzeri asma yaprağına sarılı hellim peyniri
IMG_8490
asma yaprağına sarılı kuzu eti

Paros’ta Apollon Garden restoranına giden ara sokakta gençlerden oluşan bir müzik grubu çok güzel bir şarkı çalıyorlardı. İki gece üst üste oraya gidip aynı şarkıyı dinledik. Tahmin edersiniz ki bizim için bu tatilin şarkısı o oldu, yani Beirut’tan Postcards from Italy.

 

 

 

Apollon Garden Restoran tripadvisor’da yüksek puanlı yerler arasında ama bence çok da hak etmiyor. Biraz kalite fiyat dengesi iyi değil.

apollon garden restoran
apollon garden restoran
karides saganaki çok küçük porsiyon geldi
karides saganaki çok küçük porsiyon geldi
sucukakia yani sulu izmir köfte
sucukakia yani sulu izmir köfte

Son gün Mikonos’a dönüş gemisi akşam altıdaydı ama biz kiralık arabamızı geri vermiştik. O gün için Paros’un hemen alt köşesinde kalan Antiparos adasına geçmeye karar verdik. Limandan tekneye bindik yarım saat sonra Antiparos’taydık. Ben ATV kiralayalım diye çok ısrar etsem de eşim sıkı pazarlık sonucu atv parasına araba kiralamayı başardı.

IMG_8589

Vathis Volos
Vathis Volos

Bastık gaza adanın diğer tarafında Vathis Volos isimli ufak ıssız bir koy bulduk oranın tadını çıkardık. Bizim Mikonos’tan aldığımız şemsiye ve hasırlar orada Hakk’ın rahmetine kavuştu.

IMG_8536

paros mağara
paros mağara

Sonrasında da dağın tepesine çıkıp Aya Ioannis mağarasına girdik. 17 Ağustos depreminden beri bu tip kapalı yerlere girmekten hazzetmem ama bu sefer korkmadım ve mağaraya girmeyi başardım. Çok etkileyici olduğunu söylemeliyim. Giderseniz mutlaka mağaraya uğrayın. Biz mağaraya girerken Türk birkaç aile de gelmişti. Bayram dolayısıyla Türklerin sayısı artmıştı.

Mağara dağın tepesinde olduğu için muhteşem bir manzarası var.

antiparos
antiparos

Feribota binmeden önce Little Green Rocket’ta yemek yedik. Güzeldi tavsiye ederim ama çok kalabalık oluyor.

Dönüş

28 temmuzda Mikonos’a geri döndük. uçağımız ertesi gündü  yani bayramın sondan bir önceki günü. Girit seyahatinden dilimiz yandığı için (okumak için buraya) dönüşü son güne bırakmadık. Havaalanında tuhaf bir durumla karşılaştık. Biz Atlasjetle gelmiştik fakat Mikonos’a Bora Jet de uçuyor. Bora Jet uçağın kalkış saatini öne almış fakat yolcularının bir kısmına sms göndermiş bir kısmına göndermemiş. Böyle olunca bazı yolcular açıkta kaldı. Telefonda kavgalar gürültüler bilmem neler… Bir sürü tantana. Sonunda o yolcular da bir şekilde bizim uçakla döndüler ama tatillerinin sonu tatsız oldu tabii.

Biraz maceralı olsa da çok keyif aldığımız bir tatil oldu diyebilirim.

Santorini Adası

Folegandros için tıklayınız…

Yine yavaş gemiyle Santorini’ye geçtik.  Pek çoğunuz bu adanın ismini duymuştur. Denize bakan muhteşem sonsuzluk havuzu fotoğrafları ile aklımda yer eden bir ada oldu burası. Benim takıntım sonsuzluk havuzları, gerçekten çok seviyorum ama yüksek sezonda böyle havuzlu yerde kalmak bütçemizi inanılmaz aşıyordu ama bir şekilde havuz olmasa da harika manzaralı bir yerde kalmayı başardık.

verandamızdan gün batımı
verandamızdan gün batımı

Kaldığımız yerin adı Villa Lukas. Manzara muhteşem, yan odayla paylaşımlı olsa da harika bir verandası var. Odanın içi temiz, ufak bir mutfağımsı köşesi var. İçi verdiğiniz fiyata değmiyor ama manzara değiyor.

verandamız
verandamız sis altında

Burada kaldığımız her gün yan odada farklı bir Uzak doğulu kaldı. Sanırım çoğu Çinliydi. Otel sahibiyle konuştuğumuzda Çinlilerin  her gün farklı bir otelde kaldığını ve buna anlam veremediğini söyledi. Yani Santorini içinde bile her gün farklı bir yerde kalıyorlarmış. Bu arada otel sahibi bir daha gelecek olursanız beni arayın booking.com’dan daha ucuz fiyat veririm diye bize söyledi. Belki kaldığımız yeri beğenen olur sizin aklınızda olsun.

verandamızdan gün batımı
verandamızdan gün batımı

Santorini de üç büyük köy var Fira, İmerovigli ve Oia. Santorini bir volkanın kraterinin çöküp içine su dolması ile oluştuğu için bu üç köy de kraterin iç tarafına yani caldera dedikleri yere bakıyor ve yine bu nedenle 3’ü de denize tepeden bakıyor.

lüks oteller
lüks oteller

Fira’nın aşağısında Cruise gemilerinin yanaştığı yer var. Oradan eşeklerle veya merdivenden kendiniz veya teleferikle  yukarı  Fira’ya çıkabilirsiniz.

verandamızdan manzara
verandamızdan manzara

Fira’dan sonra İmerovigli var. Bizim kaldığımız yer bu köydeydi. Burada ve Fira’da güneş denize batmıyor. Güneşin denize batışını görmeniz için Oia köyünün en sonuna yel değirmeninin oraya gitmeniz gerek. Biz gün batımını hep verandadan seyrettik. Oia dediğimiz yeri mavi kubbeli kiliselerin ve boy boy kilise çanlarının fotoğraflarından belki hatırlarsınız.

red beach
red beach

Santorini deniz açısından bizi memnun etmedi. Red Beach denilen yere gittik dalgalar çok büyüktü o yüzden denize giremedik. Başka plaj da aramadık çünkü ben biraz hasta gibiydim o gün. Akşam kaldığımız yerin dibindeki Avocado isimli mekanda yedik orta karardı diyebilirim.

oia, santorini
oia, santorini

Ertesi sabah Oia (iya diye okunuyor) gidelim dedik. Erkenden gitmemize rağmen temmuz sıcağında rüzgar girmeyen dar sokaklarda bana fenalıklar geldi. Saat 11.30 civarı cruise gemileriyle turistler de gelmeye başlayınca iyice çekilmez oldu. Kendimizi pansiyona zor attık.

yellow donkey bira
yellow donkey bira
anogi kalamar
anogi kalamar

Öğlen yemek için Anogi’ye gittik. İdare ederdi diyebilirim. Yemekteki en keyifli şey Yellow Donkey birasıydı. Ekmeksi malt aromasıyla çok doygun ve orta karar şebetçi otuyla güzel dengeli bir biraydı. Ne yazık ki Red Donkey’i Yellow kadar beğenmedim. Bira yorumları için başka bir sayfa açacağım galiba sitede 🙂

grek salata ve peynir saganaki
grek salata ve peynir saganaki

O gece akşam yemeği için Fira’daki Naoussa’ya gittik. Buradaki yemekleri pek beğenmedik. Salata filan idare ederdi ancak margarinle yapılmış patates püresi üzerinde tas kebabı gelince biraz midem bulandı. Burası biraz manzara satan bir yer tavsiye etmiyoruz.

fira, santorini
fira, santorini
fira, santorini'den gün batımı
fira, santorini’den gün batımı

Paros’a geçişimizin başı da biraz işkence gibi oldu çünkü feribot kalkış yeri inanılmaz sıcak. Ya güneşin altında bekleyeceksiniz ya da hınca hınç dolmuş kafelerde yer açılsın da oturayım diye bekleyeceksiniz. Üstüne bir de feribot geldiğinde güneşin alnında sıraya girip binmek için 30 dakika bekleyeceksiniz. Off anlatırken bile bayılacak gibi oldum.

denizden fira
denizden fira

Velhasıl Santorini manzarasıyla bizi büyüledi ama deniziyle etkileyemedi. Bir daha gitmeyiz diyeceğimiz adalardan biri oldu burası.

Paros için tıklayınız…

Barselona

Üçüncü bölüm için tıklayınız.

Barselona için yine airbnb’den yer ayarlamıştım. Evimiz Gracia mahallesindeydi. Metro 2 dklık yürüme mesafesinde olduğu için birçok yere ulaşım rahat. Bu  evi bulmamız maceralı oldu diyebilirim. Evin adresini navigasyona girdik ve sorunsuz bir şekilde evin olduğu sokağa vardık. Sitede evin merkezi olduğu yazıyordu ancak mahalle şehrin dışında, zenginlerin oturduğu 2 katlı evlerden oluşuyor gibiydi. Sokak boyunca 13 numaralı evi aradık ama tuhaftır ki sokakta 13 numara yoktu. Bu saçmalığın üzerine ev sahibimizi aradık ve durumu anlattık. Etrafımızda gördüğümüz şeyleri ve tabelaları okumamızı rica ettiklerinde aslında yanlış yerde olduğumuzu anladık. Aynı sokaktan  2 tane vardı ve biz yanlış olana gelmiştik. Saat 5’ti ve 6’da arabayı havalimanına bırakmak gerekecekti. Ne yapalım derken risk alıp ev sahibinin bize yeni verdiği sokak ismi ile navigasyon sayesinde buluşmayı başardık. Eve eşyaları çıkardığımızda 5 buçuk olmuştu bile. Beyler arabayı alıp havalimanına gittiler biz de yine evde takıldık.

spain126
La Paradeta

Beylerin dönmesi 7 buçuğu buldu, hızla ilk yemeğimiz için kendimizi dışarı attık. İlk tercihimiz birkaç şubesi olan La Paradeta oldu. Burası bir deniz ürünleri restoranı. Girişte sizi ürünlerin durduğu bir tezgah karşılıyor. Burada yiyeceklerinizi seçiyor, bardan da içeceklerinizi aldıktan sonra ödemenizi yapıyorsunuz. Sonrasında size verilen sıra numarası anons edildikçe hazırlanmış olan yemeklerinizi teslim alıyorsunuz.

spain124
Istakozda kampanyaaa

 

spain125
Karides, istiridye ne ararsan var!

Biz 3 dakika boyunca tezgahın karşısında kitlendik kaldık, ne sipariş edeceğimizi bilemedik. 3 tarafı denizlerle çevrili ülkeden gelip de apışıp kalmak komik bir durum.

spain121
Karides ve bebek ahtapotlar
spain123
Istakoz

Sonunda 2şer karides, mini ahtopot, mini kalamar, bir ıstakoz, bir demet sülünez :)), salata ve şaraptan oluşan siparişimizi verdik. Şimdi keşke yengeç de yeseymişiz diyorum. Yabancı olduğumuz için sıra numaramızın ingilizce okunacağını söylediler ancak öyle bir şey olmadı fakat biz okunan numaralardan sayıları benzeterek tahmin edip doğru zamanlamayı tutturduk. 🙂

spain120
Gözlerdeki bu mutluluğa paha biçilemez

Tüm bu güzel şeylere 4 kişi 75 euro ödedik.Bir şişe de şarap içtik. Dördümüz de ilk kez ıstakoz yedik, gayet lezzetli bulduk. Mini kalamarı Kos’ta da yediğimden her ne kadar oradaki tadın biraz gerisinde kalsa da beğendim. Sülünez bizim burda balık yemidir, bizce balık yemi olarak kalsa da olur, aşırı bir lezzet bulamadık. Ancak sülünezin tezgahta dururken garson kadın dokunduğunda kabuğunun içine çekilişini hiç unutmayacağım.

spain119
Hesap lütfen

Akşamları çok sıra oluyor, 7 buçuk gibi gelmeye çalışın. Birden fazla şubesi olduğu için internetten size yakın olanın adresine bakabilirsiniz gitmeden.

Yemek çıkışında La Sagrada  Familia’ya uğradık, gece vakti hem güzel hem de ürkütücü gözüküyordu.

spain127
Sagrada De Familia

Sabah kahvaltısını yine marketten aldıklarımızla evimizde yaptık. Canı çay çeken Saygıncım bir paket english breakfast tea’yi de kapmış. Hepimiz her sabah birer bardak çay içtik sayesinde 🙂

İlk günümüzde Plaza Catalunya’ya gittik. Alışveriş yapacaksanız kıyafet vb. buralar adı duyulmuş mağazalarla dolu. Devasa bir El Corte Ingles var. Burası Boyner gibi bir mağaza. Adını uzun uzun söylemek yerine tüm tatil boyunca Boyner diye bahsettik kendisinden 🙂 Akşam yemeği için çook uzun uğraşlarla bulduğum bir yere gittik. Emre çok yorgun olduğundan mekan da biraz uzakta olduğundan gitmekte tereddüt ettik. Üstelik günlerden cuma olduğu için yer bulma ihtimalimiz de düşüktü.

spain128

Ama iyi ki gitmişiz çünkü hayatımda yediğim en güzel yemekleri orada yedim. Rezervasyon olmadığından15-20 dakika kadar bekledik, başka bir yere gitmeye de zaten gücümüz kalmamıştı. 🙂 Sonrasında bizi barda yan yana oturttular. Mekan küçük bu nedenle bar tipi yerleşim verimli olmuş.

spain134
Gazpacho

Yemeğe ben soğuk çorba gazpacho ile başladım. Bardakta veya kasede alabiliyorsunuz. İnanılmaz lezzetli bir şey. Etrafı buzlarla kaplı bir küpün içinde duruyor normalde, siz isteyince oradan dolduruveriyorlar.

spain129
Azıcık tırtıklanmış patatas bravas ve pan con tomate

İkinci yemek patatas bravas oldu. Bu her tapasçıdan olan bir çeşit. Kızarmış patates üzerinde domatesli bir sos oluyor genelde. Burada farklı beyaz bir sosla servis edilmişti yanılmıyorsam mayonez ve sarımsak karışımı olan “aioli”.  Hayatımda yediğim en güzel patatesti. Acısı falan yerinde çıtırlığı kararında… Üzerine pan con tomate geldi. Aslında bildiğiniz ekmek üstü domates sos gibi bir şey ama hem porsiyon boyutu hem de o domates tadı moda tabirle yıkılıyordu!

spain130
karamelize soğanlı ahtapot

Üzerine karamelize soğanlı ahtapot geldi. O da gayet nefisti ama diğerleri 10’sa o 8 puan alırdı. Bu seyahatte hiç yemediğimiz şeyleri yeme çabamız olduğunda tavşan pirzola da söyledik, e tavşan küçük hayvan, doğal olarak kaburgaları da küçük, kibrit kalınlığındaki kemiklerin etrafını kemirdik diyebilirim. Tadı nasıldı derseniz daha aşağı sıralarda yer alır.

spain132
Tavşan kaburgası

Sıradaki yemeğimiz kaz ciğeri, ilk duyduğu andan itibaren bunu  merak eden Saygıncımın yüzü güldü sonunda. Bizim de güldü çünkü gerçekten beklemediğim kadar lezzetliydi. Aynı anda hem tatlı hem de tuzlu gibi, içi yumuşak dışı karamelize nefis bir tat.

spain133
Kaz ciğeri

Ben aslında “bomba” denilen köftelerinin de çok meşhur olduğunu duymuştum ancak içinde domuz eti olduğunu öğrenince ondan sipariş etmedik. Siz giderseniz deneyebilirsiniz.

Bu kadar harika yemeği yiyince Saygıncım garsonu çağırdı ve dedi ki; biz buradaki her şeyi çok beğendik bize “buradan şu yemeği yemeden gitme diyebileceğiniz bir şey var mı?” (tabii bir de bu cümlenin İngilizcesini hayal edin. :))

spain135
soya soslu ton balığı

Bunun üzerine soya soslu ton balığı ve kuru fasulyeli kalamar geldi. (evet kurufasulye). Özellikle ton balığı kusursuzdu, çiğ balık olmasına rağmen…

spain136
kuru fasulyeli kalamar

Kurufasulye ile kalamar da gayet uyumluydu onu da beğendik ama ton balığını geçemez.

Tatlı faslını da geniş tuttuk ve çeşit çeşit şey söyledik. Mekanın belki de en güzel yönü bizi kazıklamaya uğraşmaması oldu. Tatlı sipariş ederken Saygıncım biraz coşunca adam bu çok fazla deyip yanaklarını şişirip şişko olursun gibilerinden bir hareket yaptı. Başka yerlerde sizi yiyebileceğinizden fazlasını söylediğinizde uyarmazlar.

spain139
Crema Catalana

Tatlılardan en akılda kalanı Crema Catalana oldu. Krem bruleye benziyor diyebilirim.

Tap de Cadaqués
Tap de Cadaqués

Diğerleri çeşitli küçük kekler, trüf çikolata ve Tap de Cadaqués denilen kahveli romlu süt içinde kek şeklindeki bir tatlıydı. Tüm yemek 101.50 euro tuttu. Her kuruşunu hak ettiler.

Çikolatalar
Çikolatalar

Mekan; Paco Meralgo adres; C/ Muntaner, 171 08036 Barcelona

Ertesi sabah eşim Emre biraz hasta uyandı, boğazı batıyor gibiydi. Bu yüzden bir eczaneye uğrayıp tantum benzeri bir ürün sorduk, ama kadında ingilizce yok bizde ispanyolca yok. Antiseptik dedik boğazımızı gösterdik, kadın  durdu “haaa antiseptiko” dedi ve boğazını göstererek yutkununca anlaşmayı başardık.

 

 

spain141
yine deniz ürünleri

 

spain140
Çeşit çeşit mantar

Günün devamında marketlerin marketi La Boqueria’ya uğradık. Renk renk tezgahların arasında dolandıktan sonra önce hazır meyve salatalarından aldık, sonra egzotik meyve satan tezgahlardan, liçi, dragon fruit, passion fruit vb alıp yakınlardaki bir parkta lüplettik.

Meyveler
Meyveler
Kaz ciğeri
Kaz ciğeri

Günün devamında deniz kıyısındaki alışveriş merkezine uğradık. Eşim ve ben kahve içip dinlenirken Saygın ve Sümeyra biraz alışveriş yaptı.

spain145
Barcelona
spain146
Herkeste aynı pozdan var bence…

Bu sırada öğlen yemeği için sandviççiye akşam da meşhur tapasçı Quimet&Quimet’e gideriz diye düşünmüştüm ama notlarıma bakarken tapasçının cumartesi 4’e kadar açık olduğunu görünce öğlen için dümeni buraya çevirdik.

spain150
Quimet&Quimet

Buradaki tapasları da genel olarak beğendik ama hem mekanın kalabalık olması hem de sıcağın etkisi ve ayakta yemek zorunda olduğumuz için istediğimiz keyfi alamadık.

spain148

Buradaki favorimiz karidesli tapas oldu (fotoda gördüğünüz).

spain152

Ben peynirli somonlu ballı tapas’ı da beğendim.

spain149
Turuncular deniz kestanesi

Deniz kestaneli bir tapas da denedim ama tadını çok ayıramadım.

spain153

 

spain151
Quimet&Quimet

Bir de burada meşhur olduğu için vermut içtik ama çok tatlı geldi hoşumuza gitmedi. Sonrasında buğday birasına geçtik. 🙂

spain154
Casa Batlló

Yemek sonrası Casa Mila ve  Casa Batllo’yu gördük.

Casa Mila
Casa Mila

Akşam yemeği için La Pepita’yı tercih ettik. Yemekler güzel olsa da Paco Meralgo’yu geçemedi. Ama yine de öneririz. Rezervasyonsuz zor yer bulunuyor aklınızda olsun. Ana yemekleri fotoğraflamayı unutmuşum !!

Başlangıçlar
Başlangıçlar
Tatlılar
Tatlılar

Buradan çıkışta son gecemizi bira ile noktalayalım diyerek hemen yan sokaktaki La Cervesera Artesana isimli butik bira mekanına geçtik. Diğerleri mekanın biralarından içerken ben Kwak içmeyi tercih ettim.

spain159

 

spain160

Genel olarak memnun olduğumuz bir tatildi. Güzel yemek seçimleri yaptık diyebiliriz. Belki daha az şehir ziyaret etsek daha da verimli gezebilirdik.  Umarım bir kez daha bu güzel yerleri görme şansımız olur.